
Bir öğretmen daha ne ister? Böylesine bir hatıra yumağı pek az kimseye nasip olur..
Ufuk kolejinde yaşanan harika anılar öyle çok ki... Ama ben şimdilik bir tanesini anlatacağım...
İşin doğrusu koleje öğretmen olarak başvururken bir taraftan da tedirgindim. Öyle ya ben ukalalığa hiç gelemem, parayla bir şey olduğunu zanneden tiplerle karşılaşırsam zıtlaşırız gibi bir sürü soru işareti var zihnimde...
Ama yanılmışım...
10-C! İşte hayatımın en anlamlı 2 yılının geçtiği zaman diliminin ismi... İki tane 10-C var hem de. :) Ben önce ilkiyle olan hatıramı yazmak istiyorum...
Okulumuzun 5. katında bir anneler günü programı hazırlıyoruz. Ama öğrencilerimin hepsi nasıl tatlı, sevimli, harika anlatamam:)
Ama bir problemimiz vardı; perde sistemi yoktu ve tiyatro bölümünde çok zorlanıyorduk. Sağolsun süperdi yani müdürümüz ve hemen bir perde sistemi yaptırdı... Daha doğrusu denedi ama çalışanlar kaynak yaparken yangın çıkmaz mı!!
Ben evde öğrenciler için hazırlık yaparken yangın haberi geldi. :(
Ama ne biçim oldum anlatamam. Hemen fırladım; gözümün önünde şu sahne var: okul olmuş alev topu, içinde kızlarım çığrınıyor ve benim dalmam lazım....
Allah'tan yangın sadece 5. katta kalmış alt kattaki yemekhaneye sıçramamış.. Zira orda tüpler var, çok tehlikeli. Neyse kızları dışarı çıkarmışlar, ben de tek tek sayıp kontrol ettim, baktım ki sağlamlar artık başladım ağlamaya:'( Yahu çocuklara bir şey olmamış sen niye ağlıyorsun demeyin, sinirlerim boşaldı çok korkmuştum.
Yangın sona erince çıktık baktık ki artık gökyüzü manzaralı bir 5. katımız var:) Programa ise 2 hafta kalmış sadece ve biz de arkadaşlarla başka yer aramaya karar verdik. Ama bizim müdürün Mehmet Bayraktaroğlu olduğunu unutmuşuz:) Bize "siz çalışın ben burayı yetiştireceğim inşallah" demez mi?
Bir olmayan tavana bir de müdüre baktım. Ama o öyle inanmıştı ki buna, biz de inandık...
Artık çalışmalar hızlandı.. Hem bizde hem 5. katın inşaatında:)) Bazen merak edip gece bakıyordum da saat 2'de bile işçiler çalışıyor oluyordu... Evim okula çok yakındı ordan biliyorum;)
Programın başlamasına yarım saat var... Salona doluşmuş veliler... Allah'ım ne yapacağız derken sahne tamamlandı!!
Yerdeki halıların yapışkanı bile kurumamıştı ama yetişmişti işte yine de:)
Çok nefis oldu anneler günümüz. Bu arada benimkiler fısıldaşıyorlar, birşeyler yaptıkları kesin ama ne?
Neyse programımız başarıyla bitti. O akşam ben ve Bilgen hocam etüt nöbetçisiyiz. (canım hocan ya nerdesin şimdi?) Akşam bir ara Bilgen hocam dedi ki "gel şu salona bir daha bakalım... Ben tam göremedim perdeleri" falan.. Peh peh peh kim inanır buna? Başka bir oyunun perdesinin aralandığı kesin ama:)
Şimdi hayal edin... Kocaman loş bir salon, pencerelerde bordo perdeler... Yol boyunca iki tarafta mumlar... Karşınızda sahne var ve o da tavandan yere kadar salınan bordo perdelerle örtülü.. Duvarlar pembe ve öğrencilerimizin okulda yaptıkları birbirinden güzel tablolarla süslü...
Sonra Tarkan'ın "dön bebeğim" parçası çalmaya ve perde yavaş yavaş aralanmaya başladı... Arkasında kızlarım, en sevdiğim çiçek olan beyaz kasablankalar, yaş pasta ve bütün sahne balonlarla kaplı:') Bir de benim zaafım ya , gümüş bir kolye seti almışlar...
Var mı ötesi? (var; mor ve ötesi- karam hatırladım bak yine) O gece ne eğlendik ama!! Aramızda sıkıştırıp balon patlattık, dansettik, Amerikaya gittik (ayrıntıları anlatamam o bizim sırrımız)
Hayatımın en güzel gecesiydi...
Size bu satırları yazarken bir taraftan da ağlıyorum:'(
Bebeklerim, sizi deli gibi seviyorum!
HAYATIMIN ANLAMISINIZ...
Kızlarım için bir şiir yazmıştım, cümlelerimi onunla bitirmek istiyorum. Onlara layık değil ama en azından son derece samimi...
SİZİN İÇİN...
Ben yağmur olmalıyım sizin için..
Susuzluktan şak şak olmuş yüreğinize yağmur olup inmeliyim....
Sinenize huzur vermeli; ama taşmadan dinmeliyim.
Ben rahmet olmalıyım sizin için...
Ben güneş olmalıyım sizin için...
Hayatın soğuk yüzüyle karşılaşıp ürperdiğinizde,
Sımsıcak gülümsemeliyim kalbinize.
Gökleriniz ümitsizlikle karardığında,
Işık olup inmeliyim gönüllerinize.
Ben hayat olmalıyım sizin için...
Ben rüzgar olmalıyım sizin için...
Yollarınız bin türlü eracifle tıkandığında,
Esip ufkunuzu temizlemeliyim.
Ümitleriniz sisle bulanıklaştığında,
Gelip hepsini süpürmeliyim nefesimle.
Ben yollarını açmalıyım sizin için...
Ben tarih olmalıyım sizin için..
İsimlerinizi altın harflerle yazmalı,
Kahramanlıklarınızı destanlaştırmalı,
Sesinizi nesillere ulaştırmalıyım.
Ben geçmişi ve geleceği aydınlatmalıyım sizin için...
Ben sevda olmalıyım sizin için..
İçin için yanmalı,
Gönüllerdeki ateşi tutuşturmalı,
Yana yana bitmeyi göze almalıyım.
Ben kor olmalıyım sizin için...
Ben hasret olmalıyım sizin için...
Herşeyi geride bırakmalı,
Ahiretimi bile unutmalı,
Derinden derine gurbet yudumlamalıyım.
Ben Cenneti terkedebilmeliyim sizin için...
Ve ben ölmeliyim sizin için...
Canı teni satmalı,
Cananı bile aşmalı,
Herşey hoş karşılamalıyım.
Ben ölümü sevmeliyim sizin için...
Ama ben...
Yaşamalıyım sizin için...
Vuslatı sonraya bırakmalı,
'Sevgili' (sav)'nin ateşiyle yanmalı,
Sabredip ayrılığa, dişi sıkmalı,
Şehadeti bile arzulamamalıyım.
Ben sizin için,
AŞK olmalıyım...
YALAN DÜNYAMIN TEK SAFİRİ SİZSİNİZ! :')