Rabbim!! Sadece SEN:')

,
"İyyake na'budu ve iyyake nestain"
"Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım dileriz!"

Fatiha Sure-i Hakimi 5. Ayet-i Kerime

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Rabbimmm!!! Tek Sahibim!!!
Geldim yine kapına...
Kalbim kırık ama yüzümde hafif bir tebessüm...
Ah! dedim, Allahım!!!
Ne kadar Mükemmelsin!!!
Sana kulluk ne tatlı!!!
Senden istemek ne kadar güzel!!
Senden istiyorum Allahım bütün eksiklerimi!! Hata yapmamak için Senin korumanı istiyorum..
Teslim bayraklarımı çektim, "vereceğin bütün nimetlere muhtacımmm!" diyerek aczimi yollarına serdim....
Sevdiklerim ve nefsim Senindir, bana ise sadece emanettir..
O emanetlerini bana bağışla!..
Her türlü lütfuna inayetine, nimetlerine, cömertliğine, ihsanına muhtac olan bizleri sürprizlerinle sevindir..
Şekerlemelere ihtiyacı olan biz kulcuklarına gerçek nimetlerin Ebedi Diyarlardadır ama burda da ver ki, zayıf imanlarımız katmerlensin; şükür secdelerine gidelim..
Bize hayırlı eşler, zürriyetler, güzel ameller ve hayırlı hak dostlar arkadaşlar ver ne olur Rabbimmm!!!!!
Yüreğimizi ısıtacak, gönlümüzü ferahlandıracak,hayatımızı aydınlatacak, ruhumuza nefes aldıracak, imanımızı tatlandırıp kalblerimize neş'e katacak ve Cennet-ül Firdevs yollarında arkadaşımız olacak hayat arkadaşından mahrum etme bizi!!!
Zira ki, yeryüzünde bundan büyük nimet var mıdır??
İmanımızı, sağlık ve afiyetimizi, nurumuzu, helal rızkımızı, mutluluğumuzu, basiretimizi arttır..
Ne yapmamız doğru ve güzelse, bizi ona sevk et....
Kalblerimize sürur veren dost ve arkadaşlıklarımızı daim ve kaim eyle..
AMİİİİİİİİİİİİİİİİİİİN ALLAHÜMME AMİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİN!!!!!
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Kendi Tarihimde bir Yolculuk...

,
Ben anları yaşadım hayatım boyunca..
Sadece "an'ları!!!
Bunlar birleşti; gün oldu, ay oldu yıl oldu ama hepsi aslında sadece ANdı......
Zamantaşlarımı böyle belirledim! Ama küçük görmedim onları.. Çünkü bu anlarda belirlendi sonsuzluğum!
Mutluluğum ya da mutsuzluğum...

Onlara renk giydirdim.. Ucuca ekleyip, hayat yollarımı çizdim.. Çizgimin ucunu kaçırdım bazen:'(
Yoldan şaştım bazı zamanlar; ama her bir şaşkınlık ve acının ardından akıllandım!! Suratıma inen tokatları derin derin inceledim; neşterler vurdum sızılarıma:'( Canım yandı ama iyi olmak için can YANmalıydı!!!!
Bu an'larımı ve acılarımı ve harika letafetteki hatıralarımı pusula yapıp; hayat örgümü anlamlandırdım...
Sonra onları başkalarının anlarıyla zenginleştirdim;) Tek başınalıklarım bazen katmer katmer gül gibi açılıp güzelleşti.. Sonsuza uzandı bazıları; bazıları yarım kaldı.. Yarım dostlukların pişmanlık yükü onlarda, acısı bende kaldı:(( Ama yaşanan her güzelliğin ruhunun sıcaklığı ısıttı yüreğimi! Değdi belki pek çok şeye.. Her güzelliğin bedeli olduğunu anladım sonra..
Sonra sustum!

Gönlüme konanları, zihnime belirenleri dinledim.. Ve kainatı!!!
Dinledim ve ben de katıldım nice sonra konuşmalarına..
Kuyuma taş atmadıkça açmadım ama düşünce buselerimi kimselere!!!
Kuytularıma sokulmadıkça fısıldamadım yüreğimin sevdalarını..
Dinledim sadece, ruhen dinlendim... Anlamayana yüreğini açmanın en büyük katliam ve zulüm olduğunu farkettim!!!

Sözcük haline dönüşmemiş durumlarım vardı... Ne kadar da çoklardı!!!!
Haykırasım geldi hepsini birden!!! Kalbimin midesi bulandı bu karmaşadan; neredeyse içindekileri kusacaktı!!! Zulme uğramasın diye hakim oldum kalbime; ve kendimi Rabbime vurdum...

Tek Sahibime döndüm, sordum ona günlerce delilerce!!!
Bi duyan olsa beni belki kafir sanardı ama anlamalıydım gerçekleri ve Rabbimle dertleşmeli, O'nunla halleşmeliydim!! Konuştum konuştum.. Ağladım zırladım sorguladım!!
Ama asla hesap sormadım!! Benimkisi derin bir arayıştı, anlamladırmalıydım; yoksa hep yarım kalacaktım!!!
Cevap geldi sonra:') Mutlu oldum rahatladım..
Dertlerim hala duruyordu ama ben yer değiştirmiştim; bakış ve görüşümü Allahın renkleriyle renklendirmiştim.. Güzelleşmiştim;)

Anlamımı buldum, değerimi (Rabbimin verdiği) gördüm sevindim:')

Tekrar baktım kaybettiklerime, beni kaybedenlere, kaybedilişlere...
Ve tabi o kadar güzel ve tarifsiz mutluluklara, tebessümlerime, sevdalarıma, aşklarıma, göz aydınlıklarıma... Bütün bunları kadın erkek, canlı cansız.. ayırmadan yaptım; kalbimi kısıtlamadım!!
Hepsine birden bir muhabbet fışkırdı yüreğimden!!! Hatıraları, kahkahalarımı, mutluluklarımı, rengarenk ve derin bakışları, yanlışları, incitmeleri, hatta ezip geçmeleri aldım ve bağrıma bastım!!! Benimdi onlar.. Benden bi parça!! Hiçbirini koparıp atmadım; onları da anladım!!! Başka bakmışlardı.. Doğru ya da yanlış hatta belki de haksız:((( Ama öyleydi, değiştiremezdim; niyetim de değildi değiştirmek!
Sevmenin tadını aldım...........

Baktım uzun uzun..
Sonra sordum; "ben bütün bunları niye yazdım???"
"Anlatmak istediklerim bunlar mıydı???" HAYIR!!!
"Bunlarda ince mesajlar mı vardı??" HAYIR!!! "
Akıp gelmişti işte..
Okunur ya da okunmazdı...
Bütün bunlar bilinmezdi de!..
Bıraktım.. Hayat Pınarım bakalım nereye akacaktı;)

Hayatımın sebebi ol Efendim!

,
"Ey Resulüm, de ki: 'Ey insanlar! Eğer Allah'ı seviyorsanız, gelin Bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.
Allah Gafur'dur, Rahim'dir."

Al-i İmran Sure-i Hakimi 31. Ayet-i Kerime

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Efendimiz Sultanımız Muhammedimiz'in (sav) dünyaya teşrif buyurduğu, hicrete başladığı, Medine'ye vasıl olduğu ve SANA kavuştuğu şu hayırlı günü; bizim için de böylesine hayırlı tatlı latif müjdelerle süsle....
Yüreklerimizi O'nun (sav) sevgisiyle doldur taşır!!!
Bu dünyaya O'nu (sav) bulmaya, hayatımıza hayat yapmaya geldik!!
Ta ki; bu dünyadaki hasretliğimize bir de ötelerde Sultanımız Efendimiz'den (sav) ayrı kalma acısı eklenmesin:'(
Yüreklerimizdeki Habibinin, Efendimin (sav) sevgisini öyle arttır ki, içimizdeki sıkıntıları, hastalıkları, boşlukları, karanlıkları Nuruyla temizlesin; her türlü çirkinliği Aşkıyla yaksın duman etsin!...
RABBİMMMMMM!!!!

Kalbimizdeki hüzünler, ilahi nefesinle aksın gitsin ne olur!!!
Yaşamak için nedenim ol Ya Resulallah!!

Yaşlarımı silen, sırtımı sıvazlayan, saçlarımı okşayan el SENİN ELİN olsun!!
Benlik duvarlarım içinde hapsolmuş ruhumu, özgürlüğüne SEN kavuştur!!

Ümmetini yaban ellerin hoyratlığına bırakma!!!.......
Kuşu ölen küçük çocuğu teselli eden SEN; benim yüreğimdeki sevinçlerin ölüşüne rağmen gel.. ve beni de teselli et ne olur:'( Ve.. Ölümüm için de sebebim de SEN ol Efendim!! Seyyidim!! Gözümün Nuru!! Rabbimin Habibi!! Hatice'min Sevgilisi!! Fatma'mın Babacığı!! Kavuşayım Sana ve bir daha hiç bırakma beni!!Ölüm Seninle güzelleşsin.. Soğukluğu; Seninle yerini ılık bi melteme bıraksın.....amin
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Bayrama doğru....

,
"Türlü türlü mazeretler öne sürse de,
artık insan kendisi hakkında şahit olur."

Kıyamet Sure-i Celilesi 14-15. Ayet-i Şerifeler

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Ramazan-ı Şerife kavuşturan Rabbime hamd ile başlarım...
Allahım!!
Yaşamayı nasip ettiğin şu mübarek ay günler arasından kayıp giderken bayrama doğru; bizi amel defterleri temizlenmiş, nurlanmış bahtiyarlardan eyle....
Tövbelerimizi, oruç başta olmak üzere ibadetlerimizi, hayırlarımızı kabul eyle....
Hayatımızda hayırlı, güzel, latif kapılar aç...
Yüreklerimizi ferahlandır Kendi Nurunla..
Her türlü sıkıntılarımızı ve ihtiyaçlarımızı sonsuz ve eşsiz cömertliğin ve merhametinle gider ki, bayram bize gerçek bayram olsun!....
Yaptıklarımızı, güzel ya da çirkin amellerimizi vicdanen biliyor ve kendimizi ve Seni kandıramayacağımızı da, ayetinde bildirdiğin gibi biliyoruz ya herşeyi bilen Alim!....
Günahlarımızı bilip itiraf edip geldik Kapına Ya Rabb!!!
Eteklerimize hatalarımızı doldurduk..
Ayaklarımıza isyanlarımızı doladık..
Gafletlerimizi, eksiklerimizi ellerimize aldık da geldik Yüce Makamına...
Arşın kapılarına döktük de bütün bunları, ümidimiz herşeye rağmen AF VE MAĞFİRET oldu:')
Senin için dökülen gözyaşlarımızı taktık zülüflerimize sevimli bul bizi diye...
Efendimiz'in İsmi ile, MUHAMMED AŞKINA diye diye açtık ellerimizi..
Samimiyetsiz de olsak, karşında tir tir titresek de; tek varlığımız aczimiz ve fakrımız oldu!!
ALLAHIM!!!
Benim kirli paslı, boz bulanık, karanlık yüreğime değil; eğer affetmezsenki zavallı hallerimize merhameten bizi affeyle...
Bizi yaratan Sensin Allahım!! Lutfunla Cennetine kabul buyuran da.. Cemalinin nuruyla bizi aşk sarhoşu kılan da yine SEN ol!!!!
BAHTINA DÜŞTÜK, BİZİ SENSİZ VE KİMSESİZ BIRAKMA!!!
AMİN.........
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

ÜMİT YAĞMURLARI:')

,
"O'dur ki insanlar artık ümitlerini kestikten sonra yağmur indirir, rahmetini her tarafa yayar.
O, gerçek dost ve hamidir, bütün övgülere ve hamdlere layıktır."
Şura Sure-i Celilesi 28. Ayet-i Kerime
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
ALLAHIM!!!
Dünya denen diyar-ı gurbette, ellerimizden kayıp gidenlerin ardından, fanilik ateşiyle yanan kullarının Rabbi Allahım!!!
Bizim kırık gönüllerimizi SEN onar...
Yüreklerimizi müjdelerinle çiçek çiçek neşelendir:')
Olmazları olduran.....
Ümitleri ve kalbleri kırılmış mahzun gönülleri eşsiz merhametiyle kuşatan ve muhteşem cömertliğiyle zengin kılan....
KÜN deyince bir lahzada halk eden (yaratan) Rabb-i Rahimim!!!SEN'den diliyor ve dileniyoruz ki;
Fatih'in fethi gibi,
Hz Hatice'nin Hz Muhammed Mustafa'ya (sas) vuslatı gibi...
Hz Vahşi'nin, Hamzayı şehid ettiği mızrakla, affına sebeb ümidiyle yalancı Müseylimeyi gebettikten sonra "artık Sana görünebilir miyim Ya Resulallah!!" dercesine, secde halinde şehit olması gibi....
Çanakkale'yi geçilmez kılan her kahramanlık destanını tekrar yazar gibi...
"Bunca yıldır nerlerdeydiniz" diye asırların bekleyişiyle İmana, İslama susamışları bağrımıza basar gibi....
"Sen mi geldin, niçin zahmet buyurdun EFENDİM!!!! (sas)" diyerek o kutlu kucakta son nefes verip canı huzura teslim eder gibi.....

SEVİNDİR BİZİ RAMAZAN-I ŞERİF HATRINA!!!
Olmazlarımızı oldur!...
Kuruyan göz pınarlarımıza nurunla tecelli buyur!...
Hasretlerimizi gider!...
Tövbelerimizi kabul buyur!...
Sızlayan yaralarımıza şifa ihsan eyle!...
İhtiyaçlarımızı gider!...Cehennemden uzak; Cennül Firdevs'te daim kıl:')
Bizi nefsimize şeytanların oyunlarına tuzaklarına bırakma!!!!!!
HABİBİNİ (sas) HABİBİMİZ EYLE.....
AMİN...
ALLAHÜMME AMİN!
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

En büyük suçum: VEFA!!!!

,

Yok yok şaşırmadınız, yanlış da okumadınız... "Vefa" dedim suçumun itirafı olarak; "vefasızlık" değil....

Zaten beni tanıyanlar bilir, çok eksiğim kusurum olsa da vefasız değilimdir. Ama işte sorun da bu ya zaten:((

Dost bildiklerimi, sevdiklerimi asla yalnız bırakmak istemem. Çünkü bilirim ki yalnızlık zordur; çok zordur!!! Hele bir de sıkıntılı zamanlarımızda yalnız kalmak kabir karanlığı gibi gelir insana...

Ne var ki eğer vefalı iseniz insanlar (en iyileri, en yakınlarınız bile) farkına varmadan şöyle bir tavır içinde oluyorlar: "Nasıl olsa o hep var! Aramasam da sormasam da; hatta bazen kırsam bile Pınar vefalıdır, yüzüme vurmaz, bana destek olur..."


Unutunuz galiba BEN BİR İNSANIM! Kulum, acizim.....

Ve üstelik ben de vazgeçebilirim, terkedebilirim...

Ne o şaşırdınız mı?


Allah Sameddir... Hiçbirşeye ihtiyacı yoktur da hepimizin bütün ihtiyaçları (başta varlığımız ve hayatımız..) O'na aittir. Biz ise kuluz karşılık bekleriz bi şekilde... Çünkü biz aciziz, mutlak kudret sahibi değiliz.... Duygularımız var, inciniriz..... Zayıfız işte öyle ya da böyle!....

Sevmek karşılıksızdır.....

Eh öyle de denebilir; severken maddi menfaat beklentimiz olmaz belki amaaa.....


Lütfen hadi bir an dürüst olalım;) Biz bizeyiz şunun şurasında..... Hadi kendinize bari bir an rol yapmayın mümkünse.......

Hey aşık kardeş!

Maşukun seni yok saysa, hiç yüzüne bile dönüp bakmazsa ne kadar devam edebilirsin "senin için ölürüm" demeye? (takıntılı bir ruh hastası iseniz sözüm size değil tabi:)))


Şefkat abidesi anneler! Sözüm size, bana.....

Evlatlarımız bize karşı geldiğinde "öf be! rahat bırak beni.." vs dediğinde nasıl da moralimiz bozulur, kızarız hatta!

Evet, evladımız ne yaparsa yapsın bağrımıza basarız affederiz... Lakin 'gerçekten karşılıksız' sevseydik 'affetmek' bile olamamalı değil miydi hm;)

Madem gerçek bu...
Madem seviyoruz...

Öyleyse neden sevdiklerimizden sevgimizi esirgiyoruz?!?

Neden illa kaçma ihtimali, kaybetme korkusu gerekiyor sevdiklerimize ve sevenlerimize değer verdiğimizi belli etmemiz için?!?

Bu asırda gerçek sevgiyi bulmak bunca müşkül bir meseleyken neden hoyratça harcıyoruz?

Bitmez mi zannediyoruz?

BİTİYOR! VALLAHİ BİLLAHİ BİTEBİLİYOR!!!

"Bak giderim haaa!" demem mi gerekiyor, yüreklerimizi bağlayan ve ısıtan, varlığımıza anlam katan o sıcacık sevgiyi doya doya yaşamak için:'(


Çok mu pahalı bir gülümsemek?

Çok mu zor bir mesaj atmak?

ÇOK MU AĞIR GELİYOR "SENİ SEVİYORUM" DEMEK?

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"Kendisine ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işiten kendisi değilmiş gibi, sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır.
Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!"
"İman edip güzel ve makbul işler yapanlara Naim Cennetleri vardır."
Lokman Sure-i Hakimi 7 ve 8. Ayet-i Şerifeler
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Biz kullarına şefkat ve merhametiyle pek çok ilim kapısı yaratan ve Kendi İlmine vasıl olmamız için de mükemmel bir kapı olarak Kur'an kapısını açan Rabb-i Rahimime sonsuz hamdolsun!
Allahım!
Bütün esma-i hüsnanı cami bu idrak ötesi üstün mükemmel ve kusursuz İsm-i Celalin hürmetine bize Kur'an okuma aşkı ve O'nu okuyup idrak edip hayatımıza hayat katabilmeyi bu kulcuklarına ihsan eyle!............
Kur'an'ı; bu eşsiz hazineyi bize her türlü dert , sıkıntı ve yol ayrımında; şifa, rehber ve mutluluk vesilesi kıl....
Kur'an iki cihanda dostumuz, şefaatçimiz, göz aydınlığımız, yar ve yaranımız olsun:')
AMİİİİİİİN!................
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Üniversite yıllarımdan bir pencere:)

,
Bir pazar günüydü......
Arkadaşlarla yemek yedik ve çok samimi bir arkadaşım beni bir kenara çekti ve dehşetle büyümüş gözlerle "Pınar ben öksürdükçe ağzımdan kan geliyor!!!" dedi:((((
Nasıl korktuk, pazar günü heryer kapalı; alt katta dünya tatlısı çok muhterem bir ablamız vardı hemen ona indik.....
Allah razı olsun eşiyle birlikte arkadaşı aldılar hemen doktora götürdüler ama onlar gelinceye kadar ben evin içinde resmen dört döndüm ya!....
Geldiklerinde Sabihanın alı al moru mor....
Neymiş durumun diyoruz bir türlü cevap vermiyor.....
Meğerse....
Öğle yemeğinde o kadar çok ketçaplı makarna yemiştik ki, öksürdükçe ağzından ketçap gelmiş:')))))))))))))))))
Yani güleyim mi ağlayayım mı bilemedim; yine de olsun iyiydi ya, o ızdıraplı saatler de helal olsun valla;)

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"İbrahim (as) onlara şöyle dedi:
'Siz dünya hayatında Allah'tan başka birtakım sevgili putlar edindiniz.
Ama sonra kıyamet günü gelince birbirinizi red ve inkar edecek, birbirinize lanet edeceksiniz.
Barınacağınız yer ateş olacak ve kendinize hiç bir yardımcı bulamayacaksınız.'
"Ankebut Sure-i Hakimesi 25. Ayet-i Celile
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Ayetleri ile içimi titreten ve beni kendime getiren Allah-ı Zülcelalim!!!!
Bize böylesine dehşeti ve yalnızlığı yaşatacak sevgiler ve birliktelikler değil; Sana yaklaştıracak, rızanı celbedecek muhabbetler ihsan eyle....
Ey Vedud!!!
Yürek sızılarımızı hak eyle, helal eyle....
Aşk deyip, aşkım deyip kıyamet günü ise lanet edecek derekelere düşecek zavallı sevgi kırıntıları değil;
iki cihanda yürek ısıtacak, Rabbi anıp O'na yakınlaştıracak,
Cennet yolunda beraberce yürünecek,
dünya ahiret göz aydınlığı olacak,
Güllerin Efendisi (sav) için ağlayıp vuslatıyla da gülecek sevgiler ver Allahım!!!!!
Amin!
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

AH HASRET!......

,
SENİ ÖZLEDİM......
ÇOK ÖZLEDİM......
TARİFSİZCE.....
UMARSIZCA.....
ÖLÇÜSÜZ......
HADSİZ HESAPSIZ......
YANARAK......
BEKLEYEREK.......
ÜMİT VE SABIRSIZLIK ARASINDA SIKIŞIP KALMIŞIM İŞTE!!!
SENİ ÇOK ÖZLEDİMMM!!!!
VAR MI ÖTESİ BİRİCİĞİM:'(

Gerçek Dost'a.......

,
"Onlardan bazı zümrelere, sırf kendilerini denemek için dünya hayatının süslerine gözünü dikme!
Rabbinin sana verdiği nimet, hem daha hayırlı ve değerli, hem de daha devamlıdır."
Ta-Ha Sure-i Hakimesi 131. Ayet-i Kerime

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Her gördüğü şeye gözünü diken, haram helal demeden yaramaz çocuklar gibi elini uzatan, hırslarına mağlup olup elde edemedikleri için üzülüp duran biz kulcuklarını her daim şefkatle ve merhametle koruyup kolllayan ve o güzel nimetlerini verdikçe veren Güzeller Güzeli Latif-ül Kerim Rabb-i Rahimim......
Bizi dünyada da ahirette de zengin, hayırlı, cömert, sevimli kullarından eyle!
İmanımızı, nurumuzu, hayrımızı ve rızkımızı arttır. Bilirsin her ne kadar günahkar olsak da, layıkıyla olamasa da SENİ çok sever bu insancıkların...
Ellerimizi açar, her yenildiğimizde, mahzun olduğumuzda ve her nimetle sevinerek şükürle şahlandığımızda gelir gelir Seninle paylaşırız sevincimizi kederimizi...
SEN Rabbim Gerçek Tek Dostsun, bizi Sensiz eyleme....
AMİN!....
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Alma mazlumun ahını.....

,
Bu kez size canım valide sultanım ile yaşadığım bir tatlı hadiseyi anlatmak geldi içimden.....

Ailecek Ankara'da çok büyük bir alışveriş merkezlerinden birine gitmiştik. Tabi bir taraftan da muhabbet ediyoruz:) Annem bir ara bana dedi ki: Kızım sen bazen çiçek gibi güzel oluyorsun bazen de patates gibi.....
Amanın!!! Ama annedir haklıdır hiç sesimi çıkarmadım, itaat ettim; hem gerçekten de çok uyumak bana pek yakışmıyor;))
Neyse aradan epey zaman geçti alışverişimizi yaptık, çıkıyoruz artık. Kasadayız ama minik bir çuval patatesin barkodu düşmüş; aradık bulamadık, patatesi de alamadık tabi...
Ama tam kapıdan çıkarken etiket kendini bize anneciğimin üzerinde gösterdi!
Barkod anneciğimin üzerine yapışmış malesef ve üzerinde de şöyle yazıyordu: Eski Patates Çuvalı:')))))))
Dünyalar tatlısı anneciğimin de anneler gününü böyle muzip bir hadise ile kutluyorum ve o güzel ellerinden öpüyorum...
Not: Annem bir daha bana patates demedi:)))))))))))))))

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"Bugün her kişi ne işlemişse onun karşılığını alır.Bugün kimseye haksızlık edilmez.
Muhakkak ki Allah hesapları pek çabuk görür."
Mü'min Sure-i Hakimesi 17. Ayet-i Celile

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Dehşetli mahşer gününü ve ince ince görülecek hesap ve mizanı hesaba katmayıp, hayatı çılgınlıklar içinde sürdürüp giden şu aciz ve gafil kullarına şefkat ve merhametle muamele eden ve "kıskıvrak yakalayıp boynuna ağır boyunduruklar takıvermeyen" Rabbime hamdolsun!
Hamdolsun ki hala tövbe etme ve hayırlar işlemeyebilmek için mühlet verilenlerdeniz!
Rabbim, hayatımızı helal ve Senin razı olduğun, hatta hassaten Seni razı edecek güzel ve hayırlı amellerle süslememizi sağlayacak latif bir kalb ihsan et bize....
Kalbimizi aşkınla doldur ki, Seni kaybetme korkusuyla ve Sana kavuşma hasretiyle her işimiz, halimiz, düşüncemiz, zikrimizi SEN olasın!.....
Allahım!!!!
Bahtına düştük hesabımızı kolaylaştır!!!!
Dehşetli mahşer gününde hesabımızı ayrı gör ki dostlarımıza karşı mahçup olmayalım...
Hatta bize GAFUR ve GAFFAR isimlerinle tecelli eyle; günah hata ve eksiklerimizi öyle mağfiret eyle ki, hem yer ehline hem gök ehline hem de bize unuttur!!!
LATİF RABBİM!
GÜNAHLARIMIZI SEVABA TEBDİL EYLE!!!!!
ALLAH!
AMİNNNNNNNN!
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"De ki: O Allah'tır, gerçek İlahtır ve Bir'dir."
"Allah Samed'dir."
"Ne doğdu ne doğuruldu."
"Ne de herhangi birşey O'na denk oldu."
İhlas Sure-i Hakimesi
(Samed: Tam, eksiği olayan, herşey Kendisine muhtaç olduğu olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan....)

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Alemleri Rabbi, Güzeller Güzeli, Merhametliler Merhametlisi, İdrakimizin Ötesinde Kuvvet ve Kudret ve Şefkat Sahibi, Bütün Kusurlardan Münezzeh ve Müberra ALLAHIM!
Bizi ilminle, sevginle, rızanla şereflendir ve nurlandır.....
Seni Rabb olarak biliyor ve Sana tam iman ediyoruz ama bilmeden bazen kalbimize putlar gibi haddi aşmış sevgi veya korkular misafir edebiliyoruz bizi affet:'(
Bütün duygularımızı olması gerektiği gibi şekillendir, sevdiklerimizi Senin rızan dairesinde sevdir ki, haddi aşmışlardan olmayalım....
Kalbimden geçirdiğim ama muhataplarımı sıkmamak için buraya yazamadığım duaları da aynen yazmışım gibi; hatta Kabemin karşısında etmişim gibi kabul eyle:')
Amin....
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

En Uzağın, En Yakının Oldu mu Hiç?

,

Sen hiç kendini, hiç görmediğin gözlere dalıp gitmiş buldun mu? Hiç, meçhulden gelen bir 'ses'in ardından koştun mu?.... Aslında hiç sahip olmadığın birini kaybetme korkusuyla ürperdin mi?
Uzaklarda, sevdiğin ama dokunamadığın birinin hasta olup ateşler içinde yanmasıyla, senin de kora döndü mü yüreğin?.... Hiç en uzağın 'en yakın'ın oldu mu?

Ve... Ve hiç kendini hücrelerine kadar yalnız ve kimsesiz hissettiğin bir anda, O'nun içten bir mesajıyla ya da tatlı sesinin kalbine yumuşacık dokunuşuyla tekrar dirilip kendine ve hayata döndün mü:')

Kalb Ufku Blog Ödüllerinde

,
Karbon Medya çatısı altında yayın yapan Kalb Ufku, bu yıl 2. düzenlenen Blog Ödülleri 2009'a katıldı. Blog dünyasında kaliteyi ve farklılığı arayanlar için yazılan Kalb Ufku, fikir ufkunuzu genişletmeye ve kalbinizle düşünmeye birebir.

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"Babası: 'İbrahim! Ne o, yoksa sen benim tanrılarıma sırtını mı dönüyorsun?
Bu işten vazgeçmezsen mutlaka taşa tutarım seni.
Şöyle uzun bir müddet benden uzak dur.
Gözüm görmesin seni buralarda!'"

"İbrahim: 'Selamet, esenlik içinde kal' dedi.
'Senin için Rabbimden af dileyeceğim. O, gerçekten bana karşı çok lütufkardır.'"
"İşte siz de sizin Allah'tan başka ibadet ve dua ettiğiniz tanrılarınızı da terkediyorum.
Rabbime niyaz edip yalvarıyorum.
Rabbime niyaz etmem sayesinde mahrum ve perişan olmayacağımı umuyorum."

Meryem Sure-i Latifesi 46-48. Ayet-i Kerimeler

♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Rabbim!....
Dili bağlı kalbimin:'(
Senin yolunda yürümek yaşamak ve rızana kavuşmak için yaşamaya çalışmak....
Ama bu yolda fani sevdalara, fitnelere bulaşmamak; alevden deryalarda mumdan gemi yüzdürmeye bedel oldu şu yaralı, mahzun, yorgun yüreciğime:''(
Sırtımda binlerce bıçakla son nefesimi bekler gibi bekliyorum Seni, inayetini, lütfunu, keremini, mağfiretini ve şükür iklimlerinde pervaz ettirecek hakiki ve güzel ve daimi nimetlerini......
Şu kırık dökük halimle hepimizin adına söylettiğin bu dua kırıntılarını yine hepimizden kocamaaan bir dua olarak mükemmelen makbul buyur katında!!
Bizim eksik, kusurlu, yarım kalmış isteklerimizi Sen şanına göre bizim için güzelleştir, eksiklerini tamamla, çirkinliklerini gider, razı olduğun, çok sevdiğin beğendiğin şekle tebdil eyleyerek bize en kısa zamanda lütfeyle.... Zira SEN esmanla, sıfatınla, tecellilerinle, kereminle, cömertliğinle, merhametinle, affınla..... HERŞEYİNLE mükemmelsin:')
Dualarımızı Kainatın Şerefi Efendimiz (sav), Hz Hatice, Hz Ebu Bekir, Hz Ömer, Hz Osman, Hz Ali, Hz Ayşe , Hz Zeyd bin Harise, Hz Cüleybib, Hz Bilal-i Habeşi, Hz Mus'ab bin Umeyr, Hz Muaz bin Cebel, Hz Talha bin Ubeydullah, Hz Fatıma, Hz Zeynep, Hz Hasan ve Hüseyin, Hz Sa'd bin Ebi Vakkas, Hz Abdullah bin Ömer, Hz Abdullah ibn Selam, Hz Yusuf, Hz Yakup, Hz Musa, Hz Meryem, Hz İbrahim, Hz İsa, Hz Adem, Hz Cebrail, Hz Mikail...... hatrına kabul eyle bizi onlarla ve ismini yazamadığım nice sevgilili kullarınla beraber eyle:')
Çatlamak üzere olan yüreğime de sekine ve ferahlık, genişlik ve ihlas ver ne olur!!!!
AMİN!......
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"İşte Kitap!Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakilere!"
"O müttakiler ki, görünmeyen aleme, gayba inanırlar.
Namazlarını tam dikkatle ifa ederler.
Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden Allah yolunda harcarlar."

♥♥♥♥♥♥♥♥GÜNÜN DUASI♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Rabbim...
Bizi Kur'an ahlakıyla ahlaklandır, Efendiler Efendisi'ne (sav) benzet; benzet ki zaten O'nun ahlakı Kur'an'dı:')
Bize bakanlar Allah'ı hatırlasın, bize bakan mü'min olduğumuzu anlasın....
Bizi müslümanca bir atmosferle çepeçevre sar ki; bir kelime olsun Allah'ı anlatamadığımız insanlara bile Sen'den bir mesaj götürmüş olalım...
Namazı hakkıyla eda etmemizi ve böylece rızan dışındaki her halden uzaklaşmayı, temizlenmeyi nasib eyle...
Bizi cömertlikle güzelleştir, namazı kılarak da Rabbim, bize verdiğin en önemli sermayeyi yine bizzat Senin için kullanmakla ve gerçek anlamda cömertliği yaşamakla bizleri şereflendir!
Namazı bizim için SANA en büyük yakınlık vesilesi kıl....
AMİN!!!
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,

"Mal mülk, çocuk...
Bütün bunlar dünya hayatının süsleridir.
Ama baki kalacak yararlı işler ise Rabbinin katında, hem mükafat yönünden, hem de ümit bağlamak bakımından daha hayırlıdır."

Kehf Sure-i Celilesi 46. Ayet-i Kerime

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Duası♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Canım Rabbim:')
Yürekleri ferahlandıran.....
Bütün hata ve günahlara rağmen ellerimizden tutan, içimize tatlı bir sekineyle yumuşamış Cennet esintileriyle tatlı tatlı dokunan Vedud-u Rahimim!....
Selam diyarına sevdiklerimizle kavuşmayı nasip eyle...
Bu dünyamızı helaliyle ve razı olduğun şekilde süslendir, şükür ve letafet boyutuyla en güzel daimi nimetlerinle bizleri zenginleştir.....
Efendiler Efendisi Kainatın En Hoş Vefalı ve Sevgilisi Hz Muhammed (sav) ve Hz Hatice'nin arasındaki muhabbet gibi muhabbetler ve VEFA ile süsle hayatımızı;)
Sevdiklerimizi helalimiz, helalimizi de sevdiğimiz eyle ve SEN nasıl razı olacaksan o hale tebdil eyle...
İstediğimiz şeylerin eksiklerini Sen gider, noksanlarını Sen tamamla ...
SEN BİZİM SAHİBİMİZ, NİMETLENDİRENİMİZ, ÜMİT SEBEBİMİZ.... VEEEE....
KALBLERİMİZİN GERÇEK HAKİMİSİN:')
AMİN!!!!!
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

♥♥♥HOŞGELDİN EFENDİM:')♥♥♥

,

"Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki, zahmete uğramanız O'na ağır gelir.♥♥♥
Kalbi üstünüze titrer, mü'minlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.
Buna rağmen aldırmaz yüz çevirirlerse ey Resulüm, de ki:Allah Bana yeter!♥♥♥
O'ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O'na dayanırım.♥♥♥
Çünkü O, Büyük Arşın, muazzam hükümranlığın sahibidir."

Tövbe Sure-i Celilesi 128. ve 129. Ayet-i Şerifeler

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Duası♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
"Gönlümün Leylası, Yüzünü göster,Gönül Cemalinle avunmak ister..."♥♥♥
Gönüllerimizin Eşsiz Sultanı; Seni bekliyoruz... Gel!......♥♥♥
Asırlar ötesinden Amine validemiz gibi tatlı bir vuslat sancısı tuttu bizleri..
Gel ki ruhlarımıza ve karanlık dünyamıza en parlak güneş ol doğ, bu karanlıklar vaktini doldurmadı mı hala?

Sebeb-i Varlığımız, Gözümüzün Nuru, Gönlümüzün En Tatlı ve Gerçek Sevda Ateşi....♥♥♥
Sensizlikten kurumuş yüreklerimize rahmet ol, dindir kavrulan yüreklerimizdeki bu yangınları...♥♥♥
Doyulmaz muhabbetinle sinelerimize ak... Vuslat olsun, yakınlık olsun, şefaate kavuşmak olsun bu gecenin adı.. Asırlara sığmaz taşan bir sevda olsun buluşmamız:')♥♥♥
Melekler alkış tutsun bu gece SEN'inle şu asırlara inat kavuşmamıza; ve onlar bile ağlasınlar bizim hasret dolu, aşk dolu, nur dolu yürekten sarılmalarımıza:')♥♥♥
Sırtımızı sıvazla, başımızı okşa ne olur! Öylesine yetim öylesine garib öylesine yalnız kaldık ki biz şu helaket ve felaketler asrında:'((
Kimse bize şefkat etmez, kimse gözyaşımızı silmez oldu.

SEN sil kalblerimizdeki kirleri pasları...Seninle temizlenip öyle çıkalım Rabbimizin katına... Seninle güzelleşelim, nurlanalım ve Senin ahlakınla ahlaklanalım inşallah...♥♥♥
Seni bize nasib eden Rabbimiz'e koşalım nasıl şükür edeceğimizi bilemeden, secdeler dolusu minnet sunalım Allah'a....♥♥♥
Kur'anla coşup dua dua yükselelim Hak Katına; Miraca çıkar gibi... Yıldızlar selamlasın bizi, Gül Cemalinle parlasın yüzümüz, içimiz vuslatınla ısınsın..... Salavatlarla şenlensin yer gök!!! Nur yağsın üzerimize...♥♥♥
Ah ki keşke yüreğimden bir yol olsa da aksa kelimeler Senin yolunda Efendim!
Öylesine ki çatlayacak yüreğim, yaşla kan bir olup akacak, şelaleler gibi çağlayacak sanki.....
Sen ferahlandır bu yangın yerine dönmüş sinelerimizi ne olur:')

Maddi manevi hastalıklarımıza şifa; dertlerimize deva, hatalarımıza ve günahlarımıza perde ol....
Sevdiklerin sevdiğimiz, sevdiklerimiz de sevdiklerin olsun.....♥♥♥
Sevdiklerimizle beraber SANA gelmeyi ve Cennet'ül Firdevs'te hep birlikte Allah-ü Zülcelal'in Cemalini görmeyi nasib eylesin Rabb-i Kerimim:')♥♥♥
Ve daha söylenmemiş, buralara sığmaz, kelimelerden taşan dua ve hasret ve muhabbetimiz Latif-ü Habir Allah tarafından ulaşsın SANA!!!♥♥♥
CANIMDAN ÖTE YÜREK YANGINIM!!!♥♥♥
SEN varsın ya gönüllerimizde, artık herşey var:')
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

BİZİM TEMEL VAR YAA.....

,
Temel İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi...
O zamanki Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş. Programda Fiat tesisleri de var. Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırken Temel'e rastlamış. Herkesin gözü önünde ''Vay Temel...'' diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler. Tüm protokol bu dostluktan şaşkın...
Konuk gittikten sonra patron Temel'i çağırıp, Krusçev'i nereden tanıdığını sormuş.
Temel 'Hiiç' demiş. ''Ben eskiden komünisttim... 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım.''
Olay unutulmuş..
Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş İtalya'ya.
Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında ''Vay Temel.Vay Nixon.'' muhabbeti...
İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel'i yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı;
''Bir ara Amerika'ya göç etmeye kalkıştım. New York'ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu..''
Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel'in uluslararası çevresi var.....
- De Gaulle'ü nereden tanıyorsun?-
Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özel kuryesiydim.
- Sen herkesi tanır mısın?-
Evet, hemen hemen...
Patron iyice hırslanmış.- Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin!....
Temel gülmüş. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır.''
Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış :- İspatla... İspatlayamazsan kovarım...
Temel :- Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım.
Patron pazarı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Temel...
Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış. Temel bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya ''Bana müsaade' deyip meydana koşmuş.
Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor.Temel çevresindekilere, ''Bu benim patronumdur; ne oldu?'' diyesorunca biri cevap vermiş :
- Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna döndü. 'Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?' diye sorunca seninki düşüp bayıldı.
YOK ARTIK:)))))))))

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

,
"O halde Allah'a kaçın, çabuk Allah'ın himayesine koşun!
Zira Ben, O'nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen aşikar bir elçiyim."

"Sakın Allah'ın yanı sıra başka mabud icad etmeyin. İşte ben O'nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen aydınlatıcı bir elçiyim."

Zariyat Sure-i Celilesi 50. ve 51. Ayet-i Kerimeler

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Duası♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Yarından sonra doğum günün Efendim......
Dünyanın en kutlanası en bayram yapılası olayı bu!
Bütün kainatın ve içindekilerin çatlamış dudaklarına rahmet olup yağdın SEN EFENDİM:')
Biz de çok özledik ama Seni....
Biz de hasretiz Senin Gül Cemaline.....
Görmediğimizi söylüyorlar Seni; görmeden iman ettik diyorlar!......
Yahu görmek sadece gözle midir Gönlümün Eşsiz Sultanı?!?
Her yerde Senin nurun varken...
Herşey Senin için yaratılmışken.....
Yüreklerimizdeki en çılgın aşkı Senin için yaşarken.....
Az dinlediğinde her şeyin tek bir dil olup Seni yana yana andığını duyarken...
Gönüllerimizde Senin kokun burcu burcu tüterken....
Ben nasıl Seni hiç görmedim diyebilirim EFENDİM, CANIM, BAŞIMIN TACI, GÖNLÜMÜN ŞİFASI... HERŞEYİM!! :')
Hayatına nakış gibi dantela gibi işlediğin güzellikleri ve mucizeleri bilirken; Seni gördüm ben Gönlümün Sultanı!!!

Kara Gözlerinde yokoldum, Seninle iman ettim Yüceler Yücesi Rabb-i Rahimime.....
Siyah saçlarının koylarında esir düştüm ben Senin aşkına...
İnci Tanesi gibi Gülüşün oldu benim kara gecelerimin güneşi....
Sen tutup kaldırdın beni her düştüğümde...
Sen sırtımı sıvazladın, her yorulup tıkandığımda; "haydi sen koş, senin yanındayım" dedin sanki, en aciz ve günahkar halimde bile:')
Ben hayatımın her anında SENİ gördüm Efendim!!!!
Senin yangınında bildim serinliğimi, Senin ellerinde gördüm kurtuluş akçemi...
Ağıtlarımı sana yaktım; hasretlerimi Sana sundum sonsuzluk kasesinde...
ŞİMDİ ASIRLAR SONRA YİNE SENİ BEKLİYORUZ EFENDİM!.....GEL, GEL DE NE OLUR BİZİ SENSİZ BİZİ KİMSESİZ BIRAKMA BU GURBET DİYARINDA!!!!.......

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Şefkat ve ümit dolu günlere.....

,
"Allah içinizden iman edip makbul ve güzel amel işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki:
'Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak,kendileri için seçip beğendiği İslam dinini tatbik etme gücünü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir.'
Çünkü onlar, yalnız Bana ibadet edip hiçbir şeyi Bana şerik yapmazlar.
Artık bundan sonra kim küfrana saparsa, işte onlar yoldan çıkıp Allah'a karşı gelmiş olurlar."

Nur Sure-i Hakimi 55. Ayet-i Kerime

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Duası♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Bu müjdeli ve pek sevimli ayetlerle; hem vatanımız hem de şahsi hayatımız adına gönlümüzü şenlendiren, içimizi ferahlandıran ve ümitle doğrulmamız için şefkatle ellerimizden tutan Canım Rabbim:')
Bize çizdiğin bu ufka nail olabilmeyi, bu şerefle şereflenebilmeyi,
üzerimize düşen vazifeleri hakkıyla yerine getirebilmeyi...
Ve bütün bu güzellikleri SENİN AŞKININ hararetiyle hiç sıkılmadan, yorulmadan, bir lahza durmadan, şahlanarak yerine getirivermeyi....
Ücret hizmetin içindedir fehvasınca, Senin yolunda koşarken, yine Senin sevginin ve şefkatinin verdiği güç ve lezzetle Sana gelebilmeyi; yakınlığını hep hissedebilmeyi nasib eyle:')
Seni seviyoruz Rabbim...
Şu kulcuklarının günah, gaflet ve hatalarının böylesine derin tecellilere gölge etmesine müsaade etme...
Amiiiiiiin Allahümme Amin!!!......
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
,

"Namaz tamamlanınca yeryüzüne yayılın, işinize gücünüze gidin, Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın.
Felaha ermenizi ümid ederek Allah'ı çokça zikredin."
"Onlar bir ticaret veya bir eğlence görünce oraya doğru sökün edip, Seni hutbe verirken ayakta bırakıverdiler.
De ki:'Allah'ın nezdinde ahirette olan nasip, buradaki eğlenceden ve ticaretten elbette daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.'
"Cuma Sure-i Celilesi 10. ve 11. Ayet-i Kerimeler

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Duası♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
Maddi ve manevi her türlü nimetin, hayrın ve güzelliğin sahibi Rabbim!Bizlerin ihtiyaçlarını Sen en güzel ve latif yoldan; helaliyle gider.
Gözlerimizi, ellerimizi ve her uzvumuzu haramın ateşinden muhafaza eyle...
Bizi önce bu dünyada sonra da ahirette her yönden güzel ve zengin ve karlı eyle...
İhsan ettiğin her nimetle Sana daha bir yakınlaşalım...
Yüreklerimize oturmuş kalkmayan derin ızdırabları bilen ve onların çarelerini de hazinende bulunduran Ganiyyi Mutlak da Sensin! Kalblerimizi ferahlandır Rabbim!!!
Bunalmış gönüllerimize çare ver ne olur:'(((
Bizi Sensiz, garib ve yalnız bırakma........................
AMİN!!!
:' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :' :'

Merhaba....

,
Kısa olmayan bir süreliğine buralarda yokum:(
Blogumu ihmal etmem ama sanırım gittiğim yerde internete girme imkanım olmayacak....
Şimdilik hoşçakalın!
Isparta yolcusuyuz inşallah saatler sonra...
Ve hakkınızı helal edin; yol bu ne getirir bilinmez:')
,

"İman edip makbul ameller yapanları müjdele:Onlara içinden ırmaklar akan Cennetler vardır!
Öyle Cennetler ki, ne zaman meyvelerinden kendilerine birşey ikram edilirse: 'Bu daha önce de dünyada yediğimiz şey!' diyecekler.
Oysa bu, onların aynısı olmayıp benzeri olarak onlara sunulacaktır.
Orada onların tertemiz eşleri de olacak ve onlar orada devamlı kalacaktır."
Bakara Sure-i Celilesi 25. Ayet-i Kerime


♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Duası♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Her yandan sıkıntılı imtihanların boğduğu anlarda; başımı şöyle bir kaldırıp da nimetlerini görmeye başladığımda bile, içimi ferahlandıran, rahatlatan ve hatta utanarak tekrar başımı eğeceğim kadar çok nimet ve ihsanı ile beni zenginleştirmiş olan Rabbim, Canım Rabbim:')
Bilirsin biz kullarının gözü doymaz; nasıl doysun ki, Sen bizi sonsuz Cennetin için yaratmışsın!
Rabbim, lütuf ve ihsanınla bizleri Cennet'ül Firdevsine al, Bizi Cemaline ve Yürek Yangınımız Efendimiz'e (sav) Kavuştur...
Bilirim ki Sen "Nimetlerini Tamamlayan"sın!!
Bu dünyada tattırdığın nimetlerini anlayıp şükretmemizi ve ötelerde de hakikilerine vasıl olmamızı nasib eyle...
Amin...

YILDIZLARDAKİ SONSUZ SEVGİLİM

,

Küçüklüğümden beri yıldızlar hep büyülemiştir beni...
Çoğunlukla yatağım pencerenin önünde olurdu; geceleri de ışığı kapatır ve uzun uzun yıldızları seyrederdim....
Bir insan saatlerce yıldızlara bakar da sıkılmaz mı? Bu sorunun cevabını yaşayarak buldum ben; aşıksa hayır!
Evet küçükken aşık değildim kimseye ama bende hep ciddi bir AŞK POTANSİYELİ vardı:)
Dergilerde kitaplarda yıldızlar ve karadelikler hakkındaki yazılar kadar çekici konu nerdeyse yoktu. Ne büyüleyiciydi onlar öyle:') Uzaktan; o kadar uzaktan yüreğime böyle sıcacık dokunmanız mıydı beni size bağlayan?
Ve sen....
Sonra seninle yıldızlar daha bir anlam kazandı... Hem seni hem de yıldızları okumaya başladım aynı anda!
Balkonumda saatlerce oturdum ve seni düşündüm onları seyrederken. Ya da seninle telefonda konuşurken yine onlara baktım derin derin....
Onlar zaten benim yıllardır sırdaşımdı ve sen de onlara pek aşinaydın değil mi!
Belki benim sana tutkumun bir sebebi de bu ortak sevdamızdı:'(
En büyük zaafımdı düşünmek, zihin yormak, okumak ve akıl.....
Sen bu yanıma öyle bir ayna oldun ki, sende kainatı; kainatta da seni gördüm biliyor musun???
Sahi ya, BİLİYOR MUSUN?
Akşamları eve geldiğimde herzaman olduğu gibi gökyüzüne bakıyorum ve orda beni hep bekleyen bir yıldız görüyorum... Bana seni hatırlatan ve kalbime her seferinde bıçak gibi saplanan bir pırlantacık! Aslında o gerçekte sadece bir gezegen ama olsun yıldız gibi benim için.
En acısı da ne biliyor musun?
Çocukluk yıllarımdan beri en sevdiğim şey olan bu seyir; artık canımı ne kadar da acıtıyor:(((
Eeee, yüreğimde bu kadar derin iz bırakan yalnız sen varsın ve sanırım bu hep böyle kalacak...

Hani filmlerde olur ya; aynı anda birbirini seven iki kişi (sevgili ya da baba-kız olabilir...) farklı yerlerde aynı yıldızı seyrederler...
Merak ediyorum da bir kez olsun ona bakarken beni hatırladın mı? Hatırlasan ne olacak sanki de; sordum işte öylesine.....
Sen benim için o yıldızcıksın işte! Hep gördüğüm, andığım, yandığım ama uzanamadığım....
Uzaklarda ne yaparsın? Evlendin mi? Belki.....
Belki....
Belki de bir göktaşı kolyesi hikayesi daha yaşamışsındır ve şimdi çok mutlusundur:')
Gözyaşlarıma bakma sen; aslında ne şekilde olursan olsun mutlu olmanı isterim...
Seni unuttuğumu sanmışım; kendimi de aldatmışım...
Şu üç noktalara muhtaç olmuşum senin sayende! Anlatamadığım duygularım için hep üç nokta koymuşum hayatıma...

Senin Hatice'n olmayı ne çok istemiştim ama sen bunu bilmiyorsun bile!
Biz sadece iki asker arkadaşı, iki "düşünme delisi" olduk. Ama olsun, hayatında bir parçaydım ya bir zamanlar; bu da güzel bir teselli hediyesi:')
Aslında bende sana ait bir parça var; senin verdiğin bir sır! O benim için o kadar kıymetli ki!! Çok sevdiğimiz biri ile ilgili hatıranı benimle paylaşmış olman ne büyük bir şekerleme....
Buna ancak şekerleme denir... Yarı kandırıkçı ödül:'(

"Yalnızlık" kavramı senden önce sadece yalnızlıktı işte.. Ama artık "sensizlik" demek oldu bu çilenin ismi.
Ne tuhaf... Senin ardından kimbilir kaçıncı yazım bu; ama senin haberin bile yok...
Olmasın varsın... Ben seni beni sev diye sevmedim ki! Sevdiğim için sevdim o kadar!
Ne olursa olsun;
Sen benim gönlümün biricik yıldızısın...

Dua iklimine girerken...

,
Bundan sonra yeni bir bölümümüz daha var: Günün Duası....
Hergün bir ayet ve dua ile süslenelim dedim:)
Artık içten bir AMİN demek size kalmış;)

Kalblerimizi SEN'de sabit kıl Rabbim:')

,

"Tam manasıyla hayy (diri) olan ancak O'dur.
O'ndan başka ilah yoktur.
Öyleyse ibadeti gönülden olarak ve yalnız O'na yapın, yalnız O'na yalvarın!
Bütün hamd ve övgüler alemlerin Rabbi Allah'adır!"
Mü'min Sure-i Şerifesi 65. Ayet-i Kerime
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Günün Tesbihi♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
"Ya mukallibel kulub! Sebbit kulubena ala dinik"
(Ey kalbleri evirip çeviren Rabbim! Kalblerimizi dininde sabit kıl)
Herşey değişirken....
Kendimizi bile tanıyamazken...
Sevgiler, güzellikler biterken, hatta bazen sağlık-afiyet ve güzelliğimiz, gençliğimiz bizi terkedip giderken....
Dayanmak için, güvenmek için sağlam bir EMİN KALE arayanların yegane sığınağı RABBİM!
Biz kulcuklarını, eşsiz huzur nağmelerinle yıkadığın, kendimizi ana kucağından da sıcak ve emin hissettiğimiz şefkatinle sarıp sarmaladığın, ihsanlarınla mest-ü sermest ettiğin latif iklimine al...
Yalnızlıklarımızı, çaresizliklerimizi ve aczimizi en büyük kuvvet kaynağımız eyle; eyle ki Sen'in BİRİCİK DOSTUMUZ olduğunu her an yüreğimizin derinliklerinde hissedelim............

Eğer...

,

O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...

O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...

Dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... Hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse... Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... Her şiirde anlatılan O’ysa... Her filmin kahramanı O... Her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa... Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...

Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...

Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... Hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...

Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine... Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız... Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla......

O halde bugün sizin gününüz!.."Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz. CAN DÜNDAR

YORUMSUZ KALMAYIN!!!

,

SELAM:) Bazı arkadaşlar, ziyarete geldiklerini ama yorumlarını gönderemediklerini söylüyorlar.
Madem öyle kısaca açıklayalım... Yazının altındaki "yorum" kısmına tıklayın; ortaya çıkan baloncuğa istediğinizi yazın... Altında "profilinizi girin" kısmı var ya, onun yanındaki minik üçgene tıklayın.... Ya kendi yazınızın altına isminizi ya da rumuzunuzu ekleyip (ki yazmasanız da olur ama o zaman da ben çok merak ederim) sonra profil kısmından "anonim" şeçeneğini tıklarsınız; ya da en güzeli; yorumunuzu yazdıktan sonra profil seç kısmında "ad/url"yi tıklar isminizi oraya yazarsınız.... Url'yi kafanıza takmayın:))) Görüşürüz inşallah.....

En Sevgilim'in (sav) En Sevgilisine...

,

Hz Hatice..
Onu anlatmak tam manasıyla imkansız:( Ama ondan bahsetmek de çok çok tatlı...
Hz Hatice Peygamber Efendimizin ilk eşi, desem eksik olur. O'nun (sav) canı, cananı, yoldaşı, sırdaşı, ilk destekçisi, sevgilisi, arkadaşı, dostu ve vefalı yari. Hz Hatice benim (tabiri caizse) idolüm, kalbimin sultanı, kadınlık aleminin yüz akı, yaşanabilecek bütün güzelliklerin zirvesini yaşamış ve yolları açmış da gitmiş eşsiz bir kadın!!! Annem duymasın ama ondan daha fazla sevdiğim tek kadın:) Efendim Hz Hatice ile evlendiğinde 25 yaşındaydı, bir gül goncası ki, güzeller güzeli... Hz Hatice iki kez evlilik yaşamıştı önceden, görmüş geçirmiş, değer bilen ve her türlü kaprislerden arınmış bir şefkat ve iffet abidesi... Çok zengindi ama sadece bu değil, o cahiliye döneminin baskısı altında bile ticarette mükemmel bir iş kadını, pek çok yerde ticaret bağlantıları var... Peşinde nice kişi geziyor ama dedim ya o, o çirkin dönemlerde bile bir iffet abidesi, eteğine çamur bulaştırmıyor...

Artık kalbini kapatmış... Ama... Yine ticaret vesilesiyle O'nunla tanışıyorlar:')Arada pek latif şeyler var ama çok uzatmamam lazım.. Sonra evleniyorlar... Efendimiz'e 40 yaşındayken ilk ayet ve peygamberlik geldiğinde ilk ve şüphesiz tereddütsüz kabul eden O.... Her türlü eziyet ve işkenceye göğüs geren ve Efendimiz' i hiç yalnız bırakmayan O... Ne gerekiyorsa İslam için ne fedakarlık lazımsa bir an düşünmeden yapan O....

Bütün zenginliğini bu davada harcayan ve hiç ama hiç başa kakmayan eşsiz huzur iklimi O...
Hz Fatıma'nın ve Efendimiz'in diğer 5 çocuğunun da (2 erkek 4 kız) annesi O...
Anlatılması da yaşanması da imkansızı yaşayan O... Cennetteki 4 üstün kadından birincisi (diğerleri Hz Fatıma, Hz Asiye, Hz Meryem) O... İçi güzel dışı güzel, güzellik ve letafet ve zerafet ve asalet.. timsali mükemmel kadın O... Efendimiz'in herzaman andığı yandığı, sevdiği O...
Efendimiz'in, Hz Hatice vefat ettikten sonra evlendiği eşi Hz Aişe'nin en kıskandığı da O;))
Seni çok seviyorum Gönlümün Eşsiz Sultanı Efendim'in narin gülü... Cennette sana kavuşmaktır hayalim:')

Canım Efendim (s.a.v)

,


SEN, YA RESULALLAH! Sen kalbimin biricik efendisi, aklımın sultanı, yüzümdeki tek gerçek tebessüm, gözlerimdeki ışık, hayatımın anlamı, rüyalarımın hasret buğulu sevgilisi, Cennet yamaçlarımın asil bulutusun...
Hüznüm Seninle vuslata döner, yüreğim bir Sende titrer:')
Yüreğim Senin olsun diyemem zaten senindir herşeyim; malesef bazen unutsam da... SEN HAYATIMIN TEK HAKİKATİSİN!

Radde-i Pes

,
Yok ya ben bi daha yazılarımı burda paylaşmayayım bari; okuyan yok, yorum yazan yok...

Ellerim Bomboş...

,

Bu yazıyı sonuna kadar okumadan yorum yapmayınız...

Aslında ben ortalamanın biraz üstünde zekiyim...
Çok güzel olmasam da çirkin de değilim...
İtici biri olduğumu hiç sanmam...
Üniversite mezunuyum...
Tarih öğretmenliğinde başarılıyım belki de hatta...
Ve 30 yaşındayım...
Bütün bunlara rağmen, bir de bakmışım elde var sıfır!!!
Avuçlarımı açtığımda bu 30 yılda onu dolduramadığımı farkettim acıyla!
Ne dosdoğru kul olabildim ne de çok iyi bir anne:(
Mükemmel bir öğretmen değilim, eksiklerim var...
İyi bir dost muyum onu da bilmiyorum...
İyi bir eş olamadığım aşikar; her ne kadar ciddi anlamda haklı olduğumu düşünsem de demek benim de hatalarım var ki, boşandık.. Yani bunu da beceremedim:(
Peki ben ne olabildim dosdoğru?
Neyi tam olarak yapabildim şu fani hayatta?
Yolculuğa çıkmışken ötelere doğru; giderken ardımda güzel bir şey bırakabildim mi?
Ve Allah'ın huzuruna çıktığımda O'na neyle gitmiş olacağım Allah Aşkına!!!!
Bazen çekip gidesim geliyor kendimden:'(

Ve, AŞK...
Sen de hep imkansızlık olarak dikildin karşıma, seninle de anlaşamadık anlaşılan..
Çok değer verdiğim bir öğrencim demişti ki "hocam siz her yönden aşık olunacak kadınsınız..."
Sahi emin misin? Ben hiç öyle düşünmüyorum da:'(
Hayatta hiç bir şey olamamışken nasıl AŞIK olabilir veya olunabilirim ki?
Hayır ey aşk..
Sen öyle anlamlısın ki, beni kabul etmemeni anlıyorum ve sana veda ediyorum:"(

Umre Hatıraları 2

,

Selam:) Bu gün size başka bir ilginç hatıramdan bahsedeyim dedim... Şimdiiiii, nerden başlasam? İnsanoğlu olarak inanılmaz aç gözlüyüz:(
Önceleri bunu kötü bir özellik diye algılardım ama Rabbim'in veriş hikmetini anlamaya başlayınca , artık hoşuma bile gitmeye başladı; nasıl mı? Biz fani, ölümlü insanlarız. Ama Allah bizi ebedi hayat üzere yaratmış ve oradaki nimetlerin güzelliklerin de sonu yok:)) Dolayısıyla da burda sevap haneni doldur doldurabildiğin kadar!!!

Hele Kabe gibi idrak ötesi bir boyutta olan KABE'deyseniz bu arzu arttıkça artıyor ve "Rabbim daha fazla yakınlık, daha fazla SEN" diye yandıkça yanıyorsun:')
İşte orda namaz vaktine kadar tavaf ediyorduk ama namaz vakti yaklaştıkça yavaş yavaş saflar oluşmaya başladığından görevliler bizi "hacı yallah, hacı yallah!" diye kovalamaya başlıyorlardı.
Burda bir ikilem yaşıyorsun; ya hemen Kabeyi direk gören bir yer istiyorsan tavafı bırakıp yer kapacaksın ya da daha fazla tavaf edecek ama arkalarda kalacaksın:((

Tabii ben aç gözlü bir müslüman olaraktan:)) hem tavaf istiyorum hem de Kabe manzaralı namaz...
Sonra tevafuken ne farkettim... Bu inanılmaz birşeydi ama ne kadar geç kalırsam kalayım, tam da Hacer'ül Esved karşısında en önde veya en azından ilk sıralarda bir kişilik yer mutlaka beni bekliyor oluyordu; hem de o kalabalıkta!!
:")
Rabbim, bu aciz fakir günahkar ama kendi çapında SENİ çok seven kuluna ne kadar da lütufkarsın!
Eh artık ben de işi yaramazlığa vurdum... Önce son ana kadar tavaf ediyordum, sonra da seri ama sakin adımlarla bu aciz kula ayrılmış yere (!) gidip Hacer'ül Esvedin doyumsuz seyri eşliğinde namaz kılıyordum........

Belki bazıları bunu anlatmamın doğru olmayacağını düşünebilir. Ama bence bu hal özel bir durum değil sadece zayıflığımıza binaen Kerim ve Latif Rabbimin kulcağızına bir teşvik ikramıdır... Şükür sadedinde paylaşmak istedim; tekrar kavuşmak duasıyla:')

Umre Hatıraları 1

,

Selam millet! Uzun zamandır şeker pembeye yeni yazı yazamamıştım. Hadi şeytanın bacağını hatta kafasını kıralım. :)

2006 yazında Allah nasib etti o harika beldelere gitmeyi. Ne kadar harika bir his olduğunu anlatamam; zaten şimdi aklıma gelen başka bir mevzu.
Şöyle ki.

Kabenin etrafında çok katlı bir yapı var ve orda da tavaf edebiliyorsunuz. Çok uzun sürüyor (yaklaşık 1 saat 15 dakika) ama çok kalabalıklarda tercih edilebiliniyor. Genelde orda tavaf edeceksem merdivenleri kullanıyordum ama birinde hadi dedim, bu kez asansörü kullanayım...

Tedirgin tedirgin girdim asansöre... Sonuçta dilini bilmediğiniz bir ülkedesiniz. Ama tek ben varım ve tam kapı kapanırken asansörden "el dul avrat!" sesi gelmez mi!

Nasıl korktum anlatamam ya! Bu asansör benim, eşinden ayrı bir bayan olduğumu nerden anlamıştı ki?

Kısa bir şoktan sonra hadiseyi çözmüştüm! Meğer bizim asansör benim "dul avrat" olduğumu falan anlamış değildi; sadece genel anons olarak "edur'il erba" diyordu. :)

Yani şaşkınlık diz boyu!

Hayata Sen Gözüyle Bakabilmek

,

Sen...
Hayata "sen" gözlüğüyle bakabilmek.. Şiirlerde şarkılarda seni duyabilmek.. Her güzellikte seni yaşamak.. Hayır hayır, "keşke yanımda olsaydın" demek değil; uzaklıkları ve her engeli aşıp, varlığını yüreğimde hissedip bizzat yaşamak seni! Gözlerine baktığımda kendimi görmek ve sana ayna olmak.. Seninle nefes almak:) Sen, sen, sen derken herşeyi unutmak.. Sana her dokunuşumda varlığımı ürpertiyle hissetmek.. Ve ölümden korkmanın adısın sen! Sonra Cennette buluşma ümidiyle içime serpilen su yine sen:') Her yandan ihanet için gözlerime, kalbime sızmaya çalışanlara karşı gözümün önünde beliren ve en güzelleri anlamsızlaştıran: SEN!

Fikren bile olsa harama uzanabilecek olan ellerimi sıcacık tutan hayalinle sevgilim SEN; kalbimin atışısın! Hatalarıyla eksiklikleriyle sevdiğim, putlaştırmadığım; ama özgürlüğüne zincir de vurmadığımsın.. Sensin sevgilim... Gönül aynasından bakıp, Rabbimin eşsiz tecellileriyle mest-ü sermest olduğum biriciğim:') Birden gelip kondun yüreğime de ne olduğumu şaştım! "Aynı baştaki iki göz oluğumuzu" hissettirdin bana. Yüreğimdeki muhabbeti yansıttığımda sende makes buldu.. Kalbim hiçkimseyi olmadığı kadar kabul etti seni derinliklerine. Sana, hayatımdaki en özel parça olacağın kadar alıştım; sıradanlaşmayacağın kadar da sırlı kaldın!

Dualarla yükseldin Rabbime dudaklarımdan; kalbimden Allah'a miraca giden yol oldun.
Sevdiğim.... Seni sevmekle Rabbime aşık oldum! Senin gözlerinden O'na bakıp Vedud, Habib, Cemil, Latif, Sani... Rabbimi hakkalyakin hissettim:") Ve senin aşkınla Rabbimi bildim!!!

Gönlümün Biricik Sultanına...

,
Güneşlerim goncaydı, düştük yollarına
Olgunlaştılar firakınla; yaprak yaprak açtılar...
Bekledik gelmedin, hasretinden soldular,
Bir SEN bilirsin vaktini ,bir ALLAH,
Vuslatın ne zaman ya RESULALLAH?

Ne yanıma geldin ne de rüyama,
Suretini yakalamak için baktım boş duvarlara...
Yusuf misal bekledim SENİ, hasret zindanlarında;
İstersen gelirsin bilirim bi-iznillah,
Kavuşmak ne zaman ya RESULALLAH!

Bu dünyada bile acizi terkettiysen,
Yüzünü göstermeye layık görmediysen,
Hele bir de ya "seni sildim" dediysen;
Kabre ne hacet, ben yaşarken ölmüşüm,
Toprağa değilse de gafletlere gömülmüşüm....

Biliyorum bunlar haddini aşan; Gönlümün Eşsiz Sultanı'nın (sav) makamına yakışmayan sözler... Ama bir his tufanı sonrası gelen bu damlaları, samimiyetle yazıldığı için mazur görüleceği ümidiyle sizinle de paylaşmak istedim...

İsyankar Kalbim

,

Ey isyankar! Sen, kalbim; öylesine 'benim', öylesine 'ben'din ki, hiç duymadım isyan çığlıklarını... Hep başka şeylere başka seslere yordum bütün çağrılarını. Öyle ya insanoğlu elindekileri -daha doğrusu elinin altında olduğunu zannettiklerini- duymaz, anlamazmış. Ben de seni hep 'benim' sanmışım, ALDANMIŞIM!

Yeni farkettim ki senin isyanların; en onulmaz en aşılmaz olanlarmış.Bazen mantıkla bazen hile hud'ayla ikna veya ilzam edebilir hatta kandırabilirken en inatçı akılları bile, meğer bir sana sözüm geçmezmiş!

Hünkar tahtını öyle bir yamaca kurmuşsun ki ruhumda ve bedenimde, herşeyim senin azad kabul etmez esirinmiş de haberim yokmuş...

Sen ey kalb, ey CAN! Sana ne yalvarma, ne ikna ne de icbar işlermiş. Peki ya nedir benceğizden istediğin?
Peki ya sen 'kalb'sen ben kimim?

Anladım ki kainatta hiçbirşey -hatta boşluk bile- abes yaratılmamış; herşey vazifeli. Acaba senin vazifen ne ola ki? Seni anlayabilmek, kısmen muammanı çözebilmek için kardeşini, AKLIMI çağırdım. Onun da gücü yetmezmiş ama "bir dener"miş.. Ey kalb, kalbim!Senin karşında ne kadar aciz, ne kadar da fakirim...

Gayretle, sebeplere dayanarak pek çok şeye el uzatabilirim belki ama sen...
Sen, yıldız gibi görünür ama irademin gölgesine girmezmişsin meğer...
İşte bu olmalı! Yaradılışının pek çok hikmeti vardır ya, ben seni en çok bundan dolayı sevdim; bu özelliğinden dolayı önünde saygıyla eğildim.
Bana acizliğimi bildirdin ya TEŞEKKÜR EDERİM:)

Farkettim ki kainatta varlıklar farklılaştıkça birbirinden uzaklaşıyorlar -AŞK hariç- Mesela güzellik arttıkça çirkinliğin yörüngesinden ayrılıyorsun... Farklılığımı farkettikçe yakınlaştığım sadece RABBİMMİŞ!

Ne kadar acizliğimi bildiysem, öylesine güçlendim...
Nekadar fakirliğimi bildiysem, öylesine ihtiyaçlarım giderildi...
Sebeplerden sıyrıldım; sarıldığımı sandığım yorganım 'Rabbimin kucağı' oldu!!
Artık "gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, yeryüzünde sizin kadar yalnızım" demeyi O VEFALI YAR'e saygısızlık saydım.

Öyle ya ey kalb, senin başına buyrukluk ve isyan zannettiğim; zabdetmeye çalıştıkça kontrolümden çıkan hallerin meğer Rabbime itaatinmiş! Seni haramlarla kirlettiğim, rotandan şaşırttığım her an için; yıldızlarca, zerrelerce, rahmet damlalarının adedince ve AŞKla yanan sinelerin ateşiyle senden özür diliyorum:'(

Ah ki ne kadar ufku darmış bakışlarımın ve idrakimin!
"İsyankar kalbim" meğer tek itaatkar yanımmış. Onun gerçek isyanı, sevdasını anlayamayışımdanmış....

Aşk Neydi Sahi?

,

İnsanoğlu yaratılalı beri en büyük tatlı belası aşk olmuştur herhalde! Hz. Adem aşk sebebiyle dünyaya indi belki... İblis kibirle körelmiş bir aşkla haset etti Adem'e ve isyankar oldu... Kabil'in Habil'e düşmanlığının kırılma noktasında da aşk yok muydu? Zeliha aşkla iftira attı.. Titanik'te Rose uğrunda boğulmak nedendi aşk için değildiyse? Hz. Hatice'yi Hatice yapan aşktı..

Peki bizler için çözülebilmiş miydi bunca yaşanmışlığa rağmen bu efsane duygu?
Hayır elbette!

Hakkında belki en çok konuşulan, yazılan, ağlanılan ve düşünülen bu konuyu çözmek değil zaten derdimiz.. Sadece biraz fikir teatisi, gönül muhabbeti yapalım istedim siz de katılırsanız:)

Şöyle ki; "Aşk nedir?" diye soracağız ve aşağıya bazı seçenekler sunacağız...
Siz de 11 Aralık 2008' e kadar yorumlarınızda tercih ettiğiniz 3 şıkkı yazarsanız eğer, en çok tercih edilen 3 tanımı seçmiş olacağız. Tabi gerçek tanımın imkansızlığını kabul etmeliyiz, en baştan;)

Siz de farklı seçenekler sunabilirsiniz yorumlarınıza numara ekleyerek.. Ve bu tanımlar da değerlendirmeye katılacak elbet... Yani asıl iş sizde bitiyor. :)

Ben hiç aşık olmadım ki ama diyorsanız burda işiniz ne zaten. :) Hayatınız ot gibi haberiniz yok...
Eveeet şimdi sıra geldi tanımlarınıza... Gerçekten inanılmaz heyecanlandım şimdiden ya! Bakalım sonuç ne olacak?Aşıklar, gelin bakalım;)

AŞK;
1) Acı çekmektir...
2) Sevdiği uğruna herşeyi yapabilmektir..
3) Kalbinin varlığını ilk kez gerçekten hissetmektir..
4) Sevdiğini bile söyleyememektir..
5) Bile bile tutsaklıktır..
6) Aklın baştan gitmesidir..
7) Herşeyde onu hatırlamaktır..
8) Onu her düşündüğünde kocaman gülümsemektir..
9) Ona dair herşeye önem vermektir..
10) İnsana insanlığını hatırlatan duygudur..
11) Kalas gibiyken birden şair kesilmektir..
12) Asıl vatanına döndüğünü hissetmektir..
13) İki göz olup tek görebilmektir..
14) Yıllarca aradığın diğer yarını bulabilmektir..
15) Herşeyin faniliğini görüp Gerçek Sevgili'ye dönmektir..
16) Acizliğini en derinden idrak etmektir..
17) Geceler boyu ağlamak ve ızdırapla yana yana dua etmektir..
18) Gerekirse sonsuza dek beklemeyi göze alabilmektir..
19) Ölmeden önce ölmektir..
20) Hem aşık hem maşuk olmaktır..
21) Yüreğinin ezildiğini bütün hücrelerinle hissetmektir..
22) En büyük ümit ve en büyük ümitsizliktir..
23) Yanyana olup hasret kalmaktır..
24) Sevgilinin gözlerinde kaybolup gitmektir..
25) Sonsuz bir arayıştır..
26) Yakınlıktır..
27) Her güzelliği onunla yaşama arzusudur..
28) Onsuz yarım olmaktır..
29) En büyük ateştir..
30) Işığa koşan pervaneler gibi ateşe atlamaktır..
31) Rahmani nefesin parçası olmaktır..
32) "Ben"i unutmak, hep "Sen" olmaktır..
33) Hiçbir yorum yapamayıp sessiz kalmaktır..

Peki ya sizce?...

Ufuktaki Tatlı Günler :)

,

Bir öğretmen daha ne ister? Böylesine bir hatıra yumağı pek az kimseye nasip olur..

Ufuk kolejinde yaşanan harika anılar öyle çok ki... Ama ben şimdilik bir tanesini anlatacağım...

İşin doğrusu koleje öğretmen olarak başvururken bir taraftan da tedirgindim. Öyle ya ben ukalalığa hiç gelemem, parayla bir şey olduğunu zanneden tiplerle karşılaşırsam zıtlaşırız gibi bir sürü soru işareti var zihnimde...
Ama yanılmışım...

10-C! İşte hayatımın en anlamlı 2 yılının geçtiği zaman diliminin ismi... İki tane 10-C var hem de. :) Ben önce ilkiyle olan hatıramı yazmak istiyorum...

Okulumuzun 5. katında bir anneler günü programı hazırlıyoruz. Ama öğrencilerimin hepsi nasıl tatlı, sevimli, harika anlatamam:)

Ama bir problemimiz vardı; perde sistemi yoktu ve tiyatro bölümünde çok zorlanıyorduk. Sağolsun süperdi yani müdürümüz ve hemen bir perde sistemi yaptırdı... Daha doğrusu denedi ama çalışanlar kaynak yaparken yangın çıkmaz mı!!

Ben evde öğrenciler için hazırlık yaparken yangın haberi geldi. :(
Ama ne biçim oldum anlatamam. Hemen fırladım; gözümün önünde şu sahne var: okul olmuş alev topu, içinde kızlarım çığrınıyor ve benim dalmam lazım....

Allah'tan yangın sadece 5. katta kalmış alt kattaki yemekhaneye sıçramamış.. Zira orda tüpler var, çok tehlikeli. Neyse kızları dışarı çıkarmışlar, ben de tek tek sayıp kontrol ettim, baktım ki sağlamlar artık başladım ağlamaya:'( Yahu çocuklara bir şey olmamış sen niye ağlıyorsun demeyin, sinirlerim boşaldı çok korkmuştum.

Yangın sona erince çıktık baktık ki artık gökyüzü manzaralı bir 5. katımız var:) Programa ise 2 hafta kalmış sadece ve biz de arkadaşlarla başka yer aramaya karar verdik. Ama bizim müdürün Mehmet Bayraktaroğlu olduğunu unutmuşuz:) Bize "siz çalışın ben burayı yetiştireceğim inşallah" demez mi?

Bir olmayan tavana bir de müdüre baktım. Ama o öyle inanmıştı ki buna, biz de inandık...

Artık çalışmalar hızlandı.. Hem bizde hem 5. katın inşaatında:)) Bazen merak edip gece bakıyordum da saat 2'de bile işçiler çalışıyor oluyordu... Evim okula çok yakındı ordan biliyorum;)

Programın başlamasına yarım saat var... Salona doluşmuş veliler... Allah'ım ne yapacağız derken sahne tamamlandı!!
Yerdeki halıların yapışkanı bile kurumamıştı ama yetişmişti işte yine de:)

Çok nefis oldu anneler günümüz. Bu arada benimkiler fısıldaşıyorlar, birşeyler yaptıkları kesin ama ne?

Neyse programımız başarıyla bitti. O akşam ben ve Bilgen hocam etüt nöbetçisiyiz. (canım hocan ya nerdesin şimdi?) Akşam bir ara Bilgen hocam dedi ki "gel şu salona bir daha bakalım... Ben tam göremedim perdeleri" falan.. Peh peh peh kim inanır buna? Başka bir oyunun perdesinin aralandığı kesin ama:)

Şimdi hayal edin... Kocaman loş bir salon, pencerelerde bordo perdeler... Yol boyunca iki tarafta mumlar... Karşınızda sahne var ve o da tavandan yere kadar salınan bordo perdelerle örtülü.. Duvarlar pembe ve öğrencilerimizin okulda yaptıkları birbirinden güzel tablolarla süslü...




Sonra Tarkan'ın "dön bebeğim" parçası çalmaya ve perde yavaş yavaş aralanmaya başladı... Arkasında kızlarım, en sevdiğim çiçek olan beyaz kasablankalar, yaş pasta ve bütün sahne balonlarla kaplı:') Bir de benim zaafım ya , gümüş bir kolye seti almışlar...

Var mı ötesi? (var; mor ve ötesi- karam hatırladım bak yine) O gece ne eğlendik ama!! Aramızda sıkıştırıp balon patlattık, dansettik, Amerikaya gittik (ayrıntıları anlatamam o bizim sırrımız)

Hayatımın en güzel gecesiydi...

Size bu satırları yazarken bir taraftan da ağlıyorum:'(

Bebeklerim, sizi deli gibi seviyorum!

HAYATIMIN ANLAMISINIZ...

Kızlarım için bir şiir yazmıştım, cümlelerimi onunla bitirmek istiyorum. Onlara layık değil ama en azından son derece samimi...

SİZİN İÇİN...

Ben yağmur olmalıyım sizin için..
Susuzluktan şak şak olmuş yüreğinize yağmur olup inmeliyim....
Sinenize huzur vermeli; ama taşmadan dinmeliyim.
Ben rahmet olmalıyım sizin için...

Ben güneş olmalıyım sizin için...
Hayatın soğuk yüzüyle karşılaşıp ürperdiğinizde,
Sımsıcak gülümsemeliyim kalbinize.
Gökleriniz ümitsizlikle karardığında,
Işık olup inmeliyim gönüllerinize.
Ben hayat olmalıyım sizin için...

Ben rüzgar olmalıyım sizin için...
Yollarınız bin türlü eracifle tıkandığında,
Esip ufkunuzu temizlemeliyim.
Ümitleriniz sisle bulanıklaştığında,
Gelip hepsini süpürmeliyim nefesimle.
Ben yollarını açmalıyım sizin için...

Ben tarih olmalıyım sizin için..
İsimlerinizi altın harflerle yazmalı,
Kahramanlıklarınızı destanlaştırmalı,
Sesinizi nesillere ulaştırmalıyım.
Ben geçmişi ve geleceği aydınlatmalıyım sizin için...

Ben sevda olmalıyım sizin için..
İçin için yanmalı,
Gönüllerdeki ateşi tutuşturmalı,
Yana yana bitmeyi göze almalıyım.
Ben kor olmalıyım sizin için...

Ben hasret olmalıyım sizin için...
Herşeyi geride bırakmalı,
Ahiretimi bile unutmalı,
Derinden derine gurbet yudumlamalıyım.
Ben Cenneti terkedebilmeliyim sizin için...

Ve ben ölmeliyim sizin için...
Canı teni satmalı,
Cananı bile aşmalı,
Herşey hoş karşılamalıyım.
Ben ölümü sevmeliyim sizin için...

Ama ben...
Yaşamalıyım sizin için...
Vuslatı sonraya bırakmalı,
'Sevgili' (sav)'nin ateşiyle yanmalı,
Sabredip ayrılığa, dişi sıkmalı,
Şehadeti bile arzulamamalıyım.
Ben sizin için,
AŞK olmalıyım...

YALAN DÜNYAMIN TEK SAFİRİ SİZSİNİZ! :')

Odamdaki Kelebek ve Aklımdaki Ölüm...

,

Günün ilk ışıkları penceremin panjurlarının arasından yeni sızmaya başlamışken uyandım. Başımda dün kozasında duran bir kelebek çıkmış ve sürekli aynı yörüngede dönüp duruyordu. Uzun süre onu izledim. Dönmesinde ki amaç neydi? Ya da bizler için dönmek olan bu eylem onun için ne ifade ediyordu? Yatağımdan kalktım ve benim oluşturduğum rüzgârdan etkilenerek yörüngesinden çıktı ve duvara kondu.

Odamdan çıktım ve günlük hayatımın akışına bıraktım kendimi. Akşam eve döndüğümde o kelebeğin hala o duvarda aynı noktada duruyor olduğunu gördüm. Anlaşılan hiç hareket etmemişti. Güneş odamı terk edeli çok olmuştu ve açık olan penceremden esen rüzgâr dahi kelebeği etkilemiyordu. Yatağıma uzandım ve kelebeğe baktım uzun süre. Sonra neden bilmem o kelebeğin orada durması aşırı canımı sıktı. Benim kelebeğim uçmalıydı, hiç olmasa aynı yörüngeyi izleyerek. Hışımla kalktım ve elimi oda doğru savurdum. Hemen yerinden havalanarak tepemde dönmeye başladı yine. Daha sonra ışığı söndürdüm ve yattım.

Ertesi gün gözümü açar açmaz yastığımın solunda bir şey olduğunu gördüm. Bu o kelebekti ve ölmüştü. Yine uzun uzun baktım ona. Dün doğmuşdu, tepemde dönmüştü sonra akşama kadar duvarda durmuştu… Gece birkaç tur daha atmıştı ve ölmüştü. Onu alarak cam bir kavanozun içerisine koydum. Bu sıradan bir kelebek olmamalıydı. Elbet her kelebeğin ömrü bir gündü ama her kelebek aklı olan biz insanlara ölümü hatırlatamazdı. Ölümü hatırladım. Dünümü hatırladım. Yarınımı düşündüm. Odamdan çıktım ve günlük hayatın akışına bırakmadım kendimi…

Evrendeki Yolculuk (!)

,

Tekrar merhaba. :) Aslında yarın çok erken kalkacağım için erken uyuyacaktım ama önceki yazıma gelen yorumları okuyunca gaza geldim.. ııııııınnnnnnnnnnnn çekilin; blogların hatırazedesi geliyooooooor!!

Genelde bilim adamları denince akla donuk bakışlı asosyal dağınık tipler gelir. Ama yaklaşık 1,5 yıl önce okuduğum bir kitapla ben artık çok daha farklı düşünüyorum. Nasıl mı yani?

2007 yazının başında bir kampanyadan Ali Ant'ın "Evrende Yolculuk" kitabını aldım. Zaten lisede sayısalcı olduğum için fizik kimya astronomi ve biyolojiye özel ilgim vardır. İyi de nasıl tarihçi oldun demeyin o apayrı hikaye. :)

Kitabı okumaya sabah 7-8 sularında başlıyordum ve geceye kadar hemen hiç bırakmadan tabiri caizse çöle yağan yağmuru cızır cızır çeken toprak gibi içiyordum... Tabii ki merak ettiğim mevzular oluyordu; ODTÜ fizikteki kardeşim Çağrı, yazarın mail adresini bulunca bu problem de çözülmüş oldu.

Yaz sonunda ÖSS'yi kazanan bir öğrencim için Kocaeli'ye gittiğimizde sağolsun çok yardımcı oldu. Bizi arabasıyla kampüse götürdü ama....

Şimdi yolda gidiyoruz; birden önümüze bir delik çıktı!! Harbi ya şehirler arası gibi bir yolda rögar kapağı açılmış, kapak yaklaşık 1 metre ilerde.. Hava da sisli.. Biz son anda farkettik şoför bey ay pardon yazar bey:) ani bir refleksle (bu arada ani olmayan refleks var mı bilemiyorum) direksiyonu kırdı ve arabasını ve bizi kurtardı ama ya başkası içine düşerse?!?

Eh bizim gibi atom karınca tipler rahat durur mu;) Hemen indik, ben de ehliyet kemerimi (bu yanlışı hep yaparım da) açmaya kalkışınca bilim adamı sürücümüzden 'ya sen otursana bi yerinde' cinsinden fırçayı yedik. Peki ben durur muyum?

İndik arabadan iki artist:) Niyet-i halisane ve garibanemiz kapağı kıvrak ve seri bir hareketle yerinden havalandırıp olması gereken yere bırakmak; bırakmak daa kaldırabilirsek:) İki deliğe o, iki deliğe de ben parmakları taktık.... taktık... taktık da kendimiz yere yapıştık. :)))))

Yahu o ne öyle afedersiniz öküz ölüsü gibi birşey!! Biz de artık sürüye sürüye kapattık ama gülmekten de bir hal olduk..

Mevzu bitti mi sanıyorsunuz? Tabii ki yanlıyorsunuz. :) Biz tekrar arabaya bindik, ellerimizin nasıl koktuğunu anlatmayayım isterseniz, öööö!!! Biraz ilerledikten sonra bende birden şimşek çaktı: "bi dakka yaa, ya kanalizasyonda biri vardıysa?!?" Kısa bir sessizlikten sonra arabada (siyah megane fıstık gibi valla) bir kahkaha koptu ki sorma gitsin:))) Yani gülmekten mi panikten mi öleyim bilemedim..

Neyse öğrencim, annesi, kardeşi ve yazarımız aklımı ikna ettiler içinde kimse olmayacağına dair ama yine de kalbim mutmain değil.
İzmir'e döndükten sonra ne olur ne olmaz ben gazetede bu tip haberlerin olduğu sayfaları daha bir dikkatle takip ediyorum. Bir kaç gün sonra bir de ne göreyim:"yeni evli genç adam kanalizasyonda ölü olarak bulundu!!"
Ölmem miiiiiiiiiiiiiiiiiiii:'((

Gazeteye bir yapıştım, olayın geçtiği yeri arıyorum.. O saniyeler asır oldu bana. Neyse ki o olay başka yerdeymiş kimseyi öldürmemişiz yani şükür. :)))

Eğer hem esprili bir anlatım tarzıyla güzel zaman geçirmek hem de çok faydalı bilgilere sahip olup genel kültürünüzü arttırmak istiyorsanız bu yazar harika bir seçim olur. Ama tavsiyem şu ki kitabı balkon gibi açık yerlerde okumayın; zira uzaktan kendi kendine gülmekten kırılan halinize görenler sizi deli falan sanabilir:)) -tecrübeyle sabittir-

İlginizi çekerse bir de adresini vereyim çok basit: http://www.aliant.info/
Gerçi benim bir kabalığım yüzünden artık sorularımı soramıyorum ona ama kendisi pek çok bilim adamı(!)nın aksine bilgilerini kıskanmaz cömertçe paylaşır. eeee artık gerisini kendiniz araştırın benden bu kadar:))

İzmir'e İlk Gelişim ve Beraberinde Olanlar...

,
İzmir Kalb Ufku Doğuşu
Hani bazı insanlar derler ya "hayatımı yazsam roman olur" diye... Ben de bir kaç sıkı stand-up çıkarabilirim herhalde. :) Sizinle birkaç hatıramı paylaşmak istiyorum; katılırsanız beraber mazide eğlenceli bir yolculuk yapmış oluruz...

Aklıma bir sürü hatıra geliyor; kimi eski kimi yeni... Hele bugün müdürümüze bir şaka yaptık çok tatlıydı ama onu yazar mıyım bilmiyorum.

İzmir'e ilk gelişimi anlatayım. Daha önce sadece gezmeye geldiğim için fuar ve çevresi hariç pek bir yer bilmiyorum:( Eh tek bayan olunca da iş zorlaşıyor ama bir ailenin yardımıyla emlakçıları dolaştık ve bir ev tuttuk... Meğer ev mafyanın mıymış:(( Üstelik elektrik su yok muymuş! Temmuz Ağustos'ta İzmir'de kaldık mı ortada!!

Adam bu cuma bağlanacak diyor bu pazartesi halledicem diyor... Sonunda tekrar taşınmaya karar verdim ama adam eşgalimi vermiş emlakçılara kimse bana ev vermiyor. Çıldırmaya az kaldı emlakçım nerde:)

Olacak bu ya bir arkadaş rüyasında kiralık ev ilanına bakıyormuş, kalkıp gerçekten bakınca ne görsün gerçekten aynı şekilde ilan! Hemen aradık, adam tamam dedi tam gideceğiz.... Vazgeçti! Artık ağlıyorum ben yazın sıcağında susuzluk vurmuş kafama zaten:)
Neyse uzun hikaye adam tekrar karar değiştirdi ama ev berbat! Moru çok severim ama duvarlarda koyu mor evi de beni de boğuyor... Ev nasıl pis anlatamam karpuz kabukları, heryerde bira şişeleri...

Ama sabreden Pınar o apartmanın altındaki apartmanda başka bir kiralık ilanının peşine düştü ve tuttu:)) Sonra taşındım mutluyum derken bir alışveriş dönüşünde kapkaça uğradım mı!! Tabi mücadele ettimm.. Çantamı kapınca koştum arkalarından... Bu arada yanımda çocuklarım da vardı, onlar zırıl zırıl ağlıyor mu? İnşaat işçileri de koştular... Yağmur yağıyordu... Çok romantik di mi? :)

Valla yakaladık!! Polisler de geldi bir binaya baskın yaptık. Harbi ya ben de katıldım baskına otursam ya oturduğum yerde; ne zorum varsa artık!

Bu arada parmağım kırılmış, hastane, karakol derken saatler geçiyor.. Aaaa telefonlar gelmeye başladı Denizli'den, Muğla'dan... Yahu nerden öğrendiniz demeye kalmadı meğer anında haber televizyonlara, internete geçmiş. Bravo valla süper hızlı bir iletişim ağımız var! Ama yalan haber. Diyorlar ki öğrencisi öğretmenine saldırdı. Yok öyle birşey ya çocukları ilk kez görüyorum!
Neyse parmağıma demir taktılar, bu arada arkadaşlar bana 'demir pençe Pınar hoca' diye takılıyorlar:)

Tam iki hafta sonraki cuma demiri çıkardılar kurtuldum oh derken, pazarına evime hırsız girmez mi! Asus a6 laptop, kameralı fotoğraf makinam... Gittiiiiiiiiii gitti!!!
Ne yapalım sadakamız olsun:) Eeee yatırımları hep bu dünyaya yapacak değiliz ya:)

Peki bu olaylarda en güzel şey ne oldu? Derseniz:
Kapkaç yapan çocuğun yanında bir arkadaşı varmış ve malesef o da olaya karışmış oldu. Ben ikisini de tanımıyordum ama masum olanın ailesi beni buldu davandan vazgeç diye. Tam da ertesi gün otobüsyte peşime bir sapık takıldı zor atlattım zaten.. İşin doğrusu önce korktum, olmaz dedim ama meğer ne tatlı bir aileymiş... Tanıştık ettik derken şimdi dost olduk:) Hatta bir kez öğrencimin meselesi sebebiyle şehir dışına çıktığımda kızımı 2 geceliğine onlara bıraktım, o kadar yani. Kırılan parmağım hala biraz yamuk ama onları tanımama vesile oldu ya önemli değil:)

Bir sonraki hatıramda Kocaeli'de kanalizasyon kapağıyla alakalı bir maceramdan bahsetmeyi düşünüyorum.... Tabi sıkılmadıysanız. :)

Düşünmenin Dayanılmaz Hafifliği...

,
Düşünmek... İnsanın kendini doyasıya özgür hissettiği nadir hallerden biri!

Nerde nasıl olursanız olun düşünürsünüz. Yüzerken, balkondayken, yatarken, güneşin batışını ya da yıldızları seyrederken, hatta banyodayken veya konuşurken ... :)

Hapislere de atsalar, derste yoklama da alsalar -ki ben alıyorum :)- bedenimizi kayıt altına da alsalar düşünürüz istediğimiz gibi.

"Düşünce özgürlüğümüz"ün kısıtlandığından şikayet etsek de, aslında kısıtlanan "düşündüğümüz gibi yaşama hakkımız"dır!. Gerçi fikirlerini yaşayamamak, derin sırları taşımak kadar zordur, o da ayrı...

Düşünmek... Aslında ifade etmek istediğim, salt "düşünme" değil; zira bunu herkes her an yapar. Evet HERKES, HER AN!

Düşünmeden yaşayamazsınız.. Ben denedim, düşünmeden durmak mümkün değil. Hiç olmasa düşünmemeyi düşünüyorsunuz:))

Peki ya nedir önemli olan?

Zihni gerçekten doldurabilmek, zihin teri dökmek gereğinde veya beyin kaslarını çalıştırmak tabiri caizse.. Ve o kadar az kaldı ki gerçek fikir işçilerinden:((
Hep boşluk hep boşluk.. Sonra da hayatın anlamsızlığından bahsediyoruz. Ama çevremizdeki hadiseleri gerçekten gözlemleyip analiz etmeden, fikir egzersizleriyle yorulmadan nasıl çözebiliriz ki hayatın o esrarengiz sırlarını? Boş bakınca, bütün güzellikler de saklanırlar. Kendimizi yalnız hissederiz delicesine... Oysa üç boyutlu resim gibidir herşey; dikkat kesildikçe soluk kesici derinlikler yaşarız! Mesafe katettikçe, düşünmenin tadını aldıkça algılar da keskinleşir. Acısıyla tatlısıyla belirginleşir, derinleşir herşey; tabii ki zorlaşır bazen bu bakış açısıyla hayat. Eee herşeyin bedelinin olduğu bir dünyada yaşıyoruz;)

Sonra bir tutku olur bu düşünmekler, durduramazsınız kendinizi. Sahilden açıldıkça açılırsınız da dönmeyi aklınıza bile getirmezsiniz...

Ah fikir ufku; sende yelken alıp bazen dev dalgalarınla mücadele ederken bazen de sakin sularında güneşin doğuşundaki o muhteşem renk cümbüşünü seyrederken, kalbimin 'kafesinden çıkmaya çalışan kuş gibi' çırpınmasını hissetmek ne güzel. :')

Kalb Ufku'ndan Merhaba

,

Herkese merhabalar. Kalb Ufku'na hoş geldiniz. Bu hoş geldiniz yazısını en kısa zaman içerisinde yenileyeceğim. Blogun tasarımını yapan Ahmet Burak Bal'a çok teşekkür ediyorum. Şimdiden Kalb Ufku'nu takip etmeye başlasanız iyi edersiniz çünkü harika bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu yolculukta siz de olmak istemez misiniz?

Kalb Ufku'nu Takip Etmek İsteyen?

Arkadaşlar Kalb Ufku'nu takip etmek istiyorsanız Twitter'dan takip edebilir veya Kalb Ufku'nun RSS yayınına abone olabilirsiniz.


Bağlantı Paylaşımı Hakkında

Arkadaşlar bağlantı paylaşımı yapmak isteyenler 30x30 piksel boyutlarındaki logonuzu kalbufku@gmail.com'a gönderirseniz bağlanıtını yayımlarım. Bu paylaşım güncellenecektir. Bir sonraki paylaşımda görüşmek üzere.